Ana Sayfa Bilgi Bankası
ural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ural etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2011 Çarşamba

URAL DAĞLARI

  SSCB'nin batı kesiminde, Kuzey Buz Denizi'nin bir uzantısı olan Kara Denizi kıyılarından başlayarak kuzey-güney doğrultusunda, neredeyse Hazar Denizi'ne kadar uzanır. Toplam uzunluğu 2.000 kilo­metreye yaklaşan Urallar'ın doğu yamaçları Avrupa ile Asya arasında doğal bir sınır oluşturur. Yüksekliği bazı yerlerde 1.500 met­renin üzerine çıkan Urallar'ın en yüksek tepesi 1.894 metre ile Narodnaya Dağı'dır. Sıradağlar pek çok yerde, özellikle Trans- Sibirya Demiryolu'nun geçtiği Sverdlovsk'ta vadilerle kesilerek geçit verir. Urallar'ın ya­maçları özellikle batıda oldukça yumuşak eğimlidir.
Urallar zengin yeraltı kaynaklarına sahip­tir. Bu dağlar ender bulunan bir metal olan platinin çıkarıldığı başlıca kaynaklardan biri­dir. Urallar'da çok büyük demir, bakır, krom ve boksit yatakları vardır. Ayrıca gümüş, altın, değerli taşlar, kömür ve asbest de bulunmaktadır. Dağ sırasının batısında SSCB'nin en büyük petrol alanı yer alır. Burada çıkarılan petrol, boru hatlarıyla büyük sanayi kentlerine taşınır; boruhatları ayrıca bu bölgeye Orta Asya'dan doğal gaz getirir. Başlıca kentleri Perm, Sverdlovsk, Çelya binsk ve Magnitogorsk olan bölge demir, çelik ve kimya sanayileri açısından çok önem­lidir.

URAL-ALTAY DİLLERİ.

Asya'nın Büyük Okyanus kıyılarından Orta Avrupa ve Akde­niz kıyılarına kadar uzanan büyük bir bölgede konuşulan dillere genel olarak Ural-Altay dilleri adı verilmektedir. Adını Ural ve Altay dağlarından alan bu diller, Ural dilleri ve Altay dilleri olmak üzere iki ana dala ayrıla­rak incelenmektedir. Ural kolu kendi içinde ikiye ayrılır: A) Fin-Ugor (Fin: Laponca, Batı Fince ya da Baltık Fincesi, Doğu Fincesi ya da Ural Fincesi; Ugor: Macarca, Obi Ugorcası), B) Samoyed. Altay kolu da şu dillerden oluşmaktadır: 1. Türkçe, 2. Moğolca, 3. Mançu Tunguzca, 4. Kore dili (?), 5. Japonca (?).
Ural-Altay dil ailesinin ilk taslağını, Rusya' da tutsak olarak 13 yıl kalan ve buradaki halkların dillerini inceleyen İsveçli asker Johann von Strahlenberg (1676-1747) belirle­miştir. Ne var ki, bugüne kadar Ural ve Altay dilleri üzerinde yapılan çalışmalar bu dillerin arasındaki akrabalık ve öbür ilişkileri tam olarak aydınlatabilmiş değildir. Ural ve Altay dilleri arasında bazı benzerlikler bulunmakta­dır. Her iki öbekteki diller arasında ünlü uyumu vardır. Bazı ekler hem yapım, hem de çekim işlevlidir. Ayrıca birtakım ses, sözdi- zimi ve sözcük benzerlikleri de bulunmak­tadır.
Son yıllarda Altay dillerini ayrı bir dil ailesi olarak gören araştırmalar yayımlanmıştır. Al­tay dilleri arasında sözvarlığı ve yapıbilgisi yönünden Türkçe'ye en çok benzeyen dil Moğolcadır. Altay dilleri arasında da ünlü uyumu bulunması önemli bir benzerlik olarak gösterilmektedir. Bir başka önemli benzerlik de bu dillerin bitişimli ya da bitişken (bağlan­tılı) olmasıdır, yani çekimde ve sözcük türeti- minde eklerin kullanılmasıdır. Kore dili ve Japonca'yı da Altay dilleri arasında sayan dilciler vardır. Bu dilciler Kore dili ve Japon­ca ile öbür Altay dilleri arasında bazı ses, biçim ve sözdizimi yakınlıkları bulunduğuna dikkati çekmektedir.
Ural-Altay dilleri sınıflandırması henüz ke­sin olarak kanıtlanamamıştır. Bu konuda yapılan çalışmaların azlığının yanı sıra, Altay dillerinin ayrı bir dil ailesi olduğu yolunda yeni kuramların geliştirilmesi nedeniyle bu dil ailesi içine giren dillerin gerçekte hangi dil ailesinden olduğu bazen kuşkular uyandır­maktadır. Çalışmalar sonucunda, sözgelimi Türk dilleri diye bir dil ailesinin varlığını kanıtlamaya çalışan yeni kuramlar da ortaya atılabilecektir. Bazı çalışmalarda bunun ipuç­ları verilmektedir.