Ana Sayfa Bilgi Bankası
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2011 Cumartesi

YOZGAT,Doğal Yapı,Tarih,Ekonomi,Toplum ve Kültür,İl Merkezi: Yozgat


YOZGAT
ili toprakları hemen hemen Ana¬dolu'nun tam orta kesiminde yer alır. Kuzey¬deki topraklarından küçük bir bölümü Kara¬deniz Bölgesi'ne taşan il toprakları İç Anado¬lu Bölgesi'nin sınırları içinde kalır.
Nüfus artış hızı oldukça düşük olan Yozgat ilinde 1990 sayımının geçici sonuçlarına göre kilometre kare başına ortalama 41 kişi düşer. Bunun nedeni, ekonomik olanakları kısıtlı olan Yozgat ilinde yaşayanların bir bölümü¬nün yeni iş olanakları elde etmek amacıyla zaman zaman başka illere göç etmesidir. İlin en büyük kentleri Yozgat, Sorgun ve Yerköy' dür. Yalnızca en büyük kent olan Yozgat'ın nüfusu 50 bine ulaşmıştır. 25 bini aşkın nüfusuyla ilin üçüncü büyük kenti olan Yer¬köy ise, hemen batısında yer alan Kırşehir iline bağlı Çiçekdağı kasabasıyla birleşecek biçimde gelişmektedir.
Doğal Yapı
Anadolu'nun orta kesimindeki yaylalardan bir bölümü Yozgat ilinin sınırları içinde kalır. Akarsu vadileriyle yarılmış olan bu dalgalı düzlükler Bozok Yaylası adıyla anılır. Ortala¬ma yüksekliği 1.200 metre ile 1.400 metre arasında değiştiğinden, çevrede yer alan ve yükseltisi 2.000 metreyi aşan dağlar Bozok Yaylası'ndan bakıldığında fazla yüksek değil¬miş gibi görünür. Bozok Yaylası'nın akarsular tarafından parçalanmış olan vadi kesimleri ilin başlıca tarım alanlarıdır. Yaylanın yüksek kesimlerindeki otlaklar hayvancılık açısından büyük önem taşır.
Batı kesimi dışında ilin çevresi bazı dağlar ve dağ dizileriyle kuşatılmış durumdadır. De¬veci Dağları'nın batı uzantıları ilin kuzeydoğu kesimine sokulur. İlin doğu kesimini Akdağlar engebelendirir. Akdağlar'ın güneybatı ke¬siminde yer alan Akdağ'ın 2.281 metreye erişen Hamza sultan Tepesi ilin en yüksek noktasıdır, ilin güney kesiminde Kurşunlu Dağı, kuzeybatı kesiminde de Zincirli Dağı yükselir. İl alanının yarısından fazlası yayla¬lardan oluşurken dağların kapladığı alan yüz¬de 40 kadardır.
İl topraklarından kaynaklanan suları Çeke¬rek Çayı ve Delice Irmağı toplar. Çekerek Çayı il sınırları dışında Yeşilırmak'a, Delice Irmağı da gene il sınırları dışında Kızılırmak'a katılır.
Vadi tabanlarının genişlediği kesimlerde yer alan alçak düzlüklerin il topraklarında kapladığı alan yüzde 11 kadardır. Sulama yapılabilen bu düzlükler il tarımında büyük önem taşır.
Kara ikliminin etkisi altında olan Yozgat ili en çok kışın ve ilkbaharda yağış alır. İl merkezine düşen yıllık ortalama yağış miktarı 540 milimetreye yakındır. Yozgat ilinde kışlar kar yağışlı ve sert geçerken fazla uzun sürme¬yen yazlar sıcak ve kuraktır. Deniz etkilerinin çok az da olsa duyumsandığı kuzey kesimdeki Çekerek vadisinde iklim biraz daha yumu¬şaktır.
Yozgat ilinde doğal bitki örtüsü genellikle bozkır görünümündedir. İnsan eliyle büyük ölçüde yok edilmiş olan ormanların günü¬müzdeki başlıca kalıntıları Akdağlar daki or¬manlar ile il merkezi yakınında yer alan kara çam ormanıdır. Yozgat Çamlığı adıyla anılan ve koruma altına alınmış olan bu kara çam ormanının bulunduğu alan ülkemizin ilk ulu¬sal parkıdır.
Tarih
Yozgat ilinde yapılan kazı ve araştırmalardan elde edilen bilgiler, yöredeki yerleşim tarihi¬nin Erken Tunç Çağı'na dayandığını gösterir. Yozgat yöresi İÖ 17. yüzyıl ortalarında Hitit¬ler tarafından yönetilmeye başlandı. Sorgun' un güneydoğusunda yer alan, surlarla çevri¬li Alişar kenti Yozgat yöresinde bulunan en eski Hitit yerleşme yeridir. İÖ 12. yüzyıl başlarında batıdan gelen Frigler'in eline ge¬çen bu topraklar, İÖ 7. yüzyılda Lidyalılar'a bağlandı. İÖ 6. yüzyılda Persler bu yöreyi de egemenliği altına aldı. İÖ 3. yüzyılın ilk yarısında batıdan gelen Keltler yöreye yerleş¬meye başladı. Anadolu'da Galatlar adıyla anılan Keltler savaşçı ve göçebe bir halktı. Galatlar'ın İÖ 189'da kurduğu krallığı bir süre sonra denetimleri altına alan Romalılar, Galatya olarak anılan yöreyi İÖ 25'te bir eyalet olarak topraklarına kattılar. Bizans döneminde doğudan gelen Türkmenler'in bu yörede görülmeye başlaması İS 11. yüzyılın ikinci yansına, Malazgirt Savaşı sonrasına rastlar. 1075'ten sonra Oğuz boylarından Bozoklar Yozgat yöresinde yurt tutmaya başladı. Bu nedenle yöre daha sonraları Bozok adıyla anıldı. Bu yüzyılın sonlarında Danişmendliler'in eline geçen Bozok yöresi uzun yıllar karışıklıklar içinde kaldıktan sonra 1175'te Anadolu Selçuklularına bağlandı. Anadolu Selçukluları yönetimine karşı 1239'da Baba İshak önderliğinde başlayan ayaklanmaya Bozoklular da katıldı. 14. yüzyıl başlarında İlhanlılar'ın atadığı valiler tarafından yönetilen Bozok, daha sonra Eretna Beyliği ve Kadı Burhaneddin Devleti'nin ege¬menliğinde kaldı. Bozok yöresinin kesin ola¬rak Osmanlı Devleti'ne bağlanması 1413'e rastlar. Osmanlı döneminde de Bozok yöresinde çeşitli karışıklıklar yaşandı. Bun-lardan başlıcası Celali Ayaklanmalaradır. Bir âyan ailesi olan Çapanoğulları 19. yüzyılın ortala¬rına kadar Bozok yöresinde egemen oldu.
Daha sonra da büyük servetleriyle etkilerini sürdüren Çapanoğulları, Milli Mücadele'ye karşı çıktılar. 14 Haziran 1920'de Yozgat ken¬tini ele geçirerek giriştikleri ayaklanma 27 Haziran 1920'de bastırıldı. Bu olay Birinci Yozgat Ayaklanması ya da Çapanoğlu Ayak¬lanması adıyla anılır. 5 Eylül 1920'de çıkan İkinci Yozgat Ayaklanması da 30 Aralık 1920'de bastırıldı. Bozok, cumhuriyetin ila¬nından sonra il yapıldı ve adı 25 Haziran 1927'de Yozgat olarak değiştirildi.
Ekonomi
Yozgat ilinde halkın önemli bir bölümü geçi¬mini tarımdan sağlar. Yetiştirilen başlıca bit¬kisel ürünler buğday, şekerpancarı, arpa, baklagiller, yem bitkileri, kavun, karpuz, patates, soğan, nohut, çavdar, üzüm, doma¬tes, ayçiçeği, elma ve lahanadır. Hayvancılı¬ğın il ekonomisinde çok önemli bir yeri vardır. Çok sayıda koyun, sığır, kıl keçisi ve Ankara keçisi yetiştirilen Yozgat ilinde elde edilen başlıca hayvansal ürünler et, deri, yün ve tiftiktir. Yozgat ilinde tavukçuluk ve arıcı¬lık da yapılır.
İl sanayisi fazla gelişmemiştir. Yöredeki başlıca kuruluşlar bira, un, bitkisel yağ, yem, deri, çivi, çimento, prefabrik konut ve tuğla fabrikalarıdır.
Anadolu'nun çeşitli kesimlerini birbirine bağlayan demir ve karayollarının geçtiği Yoz¬gat ili ulaşım açısından önemli bir konumda¬dır. Transit yük taşımacılığının yanı sıra Ana¬dolu'nun doğu kesimindeki illerle ulaşımı sağlayan E-23 Karayolu il topraklarından geçtikten sonra Ankara'da E-5 Karayoluyla bağlantı kurar. Karadeniz Bölgesi'nde yer alan bazı il merkezlerini Yozgat'ın güneyinde¬ki kentlere bağlayan yollar da E-23 Karayolu'yla kesişerek il topraklarından geçer.
Yozgat ili yeraltı kaynakları açısından zen¬gin sayılır. Bunlardan başlıcaları demir, flüorit, grafit ve mermer yataklarıyla şifalı madensuyu kaynaklarıdır. Sarıkaya ilçesindeki Terzili Kaplıcası'ndan çıkan sıcak madensularının özellikle romatizmal hastalıklar üzerin¬de olumlu etkisi olduğuna inanılır.
Yozgat kentinin birkaç kilometre güneydo¬ğusunda yer alan Yozgat Çamlığı Milli Parkı il halkının yararlandığı başlıca eğlence ve din¬lenme yeridir. Bozkırla kaplı kıraç arazilerin ortasındaki bu çamlık yüzyıllar boyunca sür¬dürülen acımasız orman katliamından arta kalan bir orman topluluğudur. Yöre halkının koruması sayesinde günümüze kadar ulaşan Yozgat Çamlığı eskiden Yozgatlılar'ın yazın çıktığı bir yaylaydı. Daha çok kara çamlarla kaplı olan 264 hektarlık bu tepelik alan 1958'de ulusal park olarak korumaya alın¬mıştır.
 Toplum ve Kültür
Eskiden il halkının büyük bölümü Türkmen kökenli Müslümanlar'dan oluşuyordu. Bu Türkmenler daha çok tarımla, azınlık duru¬mundaki Ermeniler ile Rumlar ise el sanatları ve ticaretle uğraşırlardı. Tiftik üretimine da¬yalı olarak gelişmiş uğraşların başında halı ve kilim dokumacılığı geliyordu. Bundan başka Akdağmadeni'nde çorap, Boğazlıyan'da boh¬ça, bez, aba, pamuklu bez dokumacılığı yapıldığı bilinmektedir. Günümüzde bu gele¬neksel el sanatları kırsal kesimde azalarak yer yer sürdürülmektedir. Kırsal kesimde en yay¬gın olan el sanatlarından biri de çorap örücü¬lüğüdür. Tiftik ya da kıldan, motifli olarak örülen ve "dizge" adıyla anılan uzun çorap¬lar Yozgat yöresinin aranan el ürünlerindendir.
İl Merkezi: Yozgat
Yozgat Suyu vadisinde yer alan Yozgat kenti¬nin bulunduğu alan 18. yüzyıl başlarında çıp¬lak bir otlaktı. Bozok yöresinde hayvancılıkla uğraşanlardan bir bölümü yazın sürülerini bu¬rada otlatırdı. Oysa bugünkü Büyük nefes kö¬yü yakınlarında kalıntılarına rastlanan Tavion (Tavium) kenti daha Bizans döneminde, önemli yolların kesiştiği noktada gelişmiş olan bir piskoposluk merkeziydi.
18. yüzyıl başlarında Bozok yöresine gelen göçebe Mamalu Türkmenleri bu topraklarda¬ki akarsu kıyılarına yerleşmeye başladılar. 18. yüzyıl ortalarında Bozok yöresine egemen olan Çapanoğlu Ahmed Ağa'nın kenti bugün¬kü yerinde bir yayla köyü olarak kurduğu bili¬nir. Adının otlak anlamında "yoz", kent anla¬mında "gat" sözcüklerinin birleşmesinden türediği sanılmaktadır. Yöredeki etkinliklerini uzun zaman sürdüren Çapanoğulları'nın yap¬tığı bayındırlık çalışmalarıyla bir süre sonra köy olmaktan çıktı ve gelişmeye başladı. Bu dönemin ürünü olan Yozgat Ulucamisi Ça¬panoğlu Mustafa Bey tarafından 1777-79'da yaptırılmış, 1794'te Çapanoğlu Süleyman Bey tarafından büyütülmüştür. Bu yapı Çapanoğ¬lu Camisi olarak da bilinir.
19. yüzyılın ilk yansında kısa bir süre Osman¬lı Devleti'ne karşı ayaklanan Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın ordusu tarafından ele geçirilen kentin nüfusu bazı kaynaklara göre bu yüzyılın ortalarında yaklaşık 20 bindi. 20. yüzyıl başlarında zengin bir kent olma ni¬teliğini yitiren Yozgat, Cumhuriyet dönemi başlarında içine kapalı, hareketsiz bir Anado¬lu kasabası durumundaydı. 1950'de 12 binden az olan nüfusu, 1990'da yapılan sayımın geçici sonuçlarına göre 50 bini aşmıştır.
Çevresindeki geniş tarım alanındaki yerleş¬me yerleri için önemli bir ticaret ve hizmet merkezi olan kentten E-23 Karayolu geçer. İlde kurulmuş olan sanayi tesislerinin büyük bölümü Yozgat kentindedir. Kentteki başlıca eğitim ve kültür kurumu Erciyes Üniversitesi' ne bağlı Yozgat Meslek Yüksekokulu'dur.

9 Aralık 2010 Perşembe

samsun,tarihi,ekonomisi,konumu

Karadeniz Bölgesi'ndeki en geliş­miş illerimizden biri olan Samsun aynı zaman­da bölgenin en kalabalık ilidir.Güneyde Kuzey Anadolu Dağları'nın (bak. Kuzey Anadolu Dağları) kıyı dağları ile iç sıralarını birbirinden ayıran çukurluklardan, kuzeyde Karadeniz kıyısına kadar uzanan il topraklan fazla yüksek sayılmaz. Karadeniz'e kıyısı olan iller arasında düzlüklerin en çok bulunduğu il Samsun'dur.Samsun adı geçince, Kurtuluş Savaşı'nın  başlangıcı sayılan, Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da burada Anadolu kıyısına çıkışı akla gelir. Her yıl 19 Mayıs'ta kutlanan Atatürk'ü Anma,Gençlik ve Spor Bayramı için Ankara'da düzenlenen törende atletler tarafından Sam­sun'dan başlayarak ilden ile taşınan bayrak ve toprak cumhurbaşkanına verilir.
Doğal yapısı:
Samsun ili toprakları güney ve batı kesimdeki dağlık alanlardan Karadeniz kıyısına doğru gidildikçe alçalır. Güneybatıdaki küçük bir kesimi Batı Karadeniz Bölümü'nün sınırları içinde kalan Samsun ili topraklarının büyük bölümü Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alır.Samsun ilinin doğu ve güney kesimini Canik Dağları, batı kesimini de Küre (İsfen- diyar) Dağları engebelidir. Bu topraklar metreye erişen Kunduz Dağı'dır. Bu kığlar akarsular tarafından derin biçimde parçalanmıştır. Ülkemizin en uzun akarsuyu an Kızılırmak ile Yeşilırmak Samsun ili sınırları içinde Karadeniz'e dökülür. İl topraklarından kaynaklanan suları toplayan öteki akarsular Terme. Abdal, Mert ve Kürtür çaylarıdır.Samsun ilindeki başlıca düzlükler, akarsularin taşıdığı alüvyonların Karadeniz kıyısında yığılması sonucunda oluşmuş olan delta ova­lıdır. Bunların başlıcaları Kızılırmak'ın del­ici olan Bafra Ovası ile Yeşilırmak ve Terme . ayı'nın taşıdığı alüvyonlarla oluşan Çarşamba Ovası'dır. Samsun kenti yakınındaki düz­eler ise Kürtün ve Mert çaylarının getirdiği alüvyonlarla oluşmuş kıyı ovalarıdır. Bu ova- ar ilin başlıca tarım alanlarıdır.Samsun ilinde birçok doğal ve yapay göllerdır. Başlıca doğal göller kıyı ovalarında fer alan lagünler (denizkulağı) ile Lâdik C 'iıi'dür. Yapay göller ise Yeşilırmak üzerin­le kurulmuş olan Suat Uğurlu ve Hasan paşa barajlarının ardında suların toplanmasıyla oluşan baraj gölleridir.Kızılırmak ve Yeşilırmak deltası geniş ve bat birer yanmada gibi Karadeniz'e uzanır. :.tra Ovası'nın kuzeyinde yer alan, Kızılır- --v'ın Karadeniz'e ulaştığı kesimdeki çıkıntı r--:ra Burnu, bu ovanın doğusundaki çıkıntı
Samsun ilinin doğu ve güney kesimini Canik Dağları engebelendirir.İncir Burnu adıyla anılır. Bafra Ovası kıyılarında doğal kumsallar uzanır. Kumsalın hemen ardında yer alan lagünlerin çevresi sazlık ve bataklıktır. Bu ovadaki başlıca lagünler Karaboğaz, Liman ve Balık gölleri ile Uzungöl'dür. Çarşamba Ovası'nın doğu ucunda Çaltı Burnu, batı ucunda da Cıva Burnu yer alır. Bu ovadaki kumsalların geri­sinde bulunan başlıca lagünler ise Dumanlı- göl, Akgöl ve Simenlik Gölü'dür.Çevresinde ülkemizin en etkin deprem bölgelerinden biri bulunan Kuzey Anadolu kırık kuşağı, Samsun ilinin güney kesiminden geçer. Tarih boyunca bu kesimde oluşan depremlerin önemli ölçüde yıkıma ve can kaybına neden olduğu bilinmektedir.Samsun ili nemli ve ılıman bir iklimin etkisi altındadır. Yıllık ortalama yağış miktarı 1.000 milimetreyi geçmeyen Samsun iline en çok sonbahar ve kış mevsimlerinde yağış düşer. Uzun yıllardır yapılan gözlemler sırasında hava sıcaklığının -10 C'nin altına düştüğü görülmeyen Samsun'da ölçülen en yüksek hava sıcaklığı da 37°C'den azdır.Kıyıdan uzaklaştıkça yağış miktarı azaldı­ğından doğal bitki örtüsü dağılışında bazı farklılıklar görülür. Karadeniz'e bakan kıyı dağlarındaki ormanlar daha çok kestane, meşe, gürgen ve kayın gibi genişyapraklı ve kızıl çam gibi iğneyapraklı ağaçlardan oluşur; iç kesimdeki dağlık alanlarda daha az ormana rastlanır. İç kesimdeki ormanlarda meşe ile kayınların yanı sıra soğuğa ve kuraklığa dayanıklı kara çamlarla sarı çamlar daha yaygındır.
Tarih:
Yapılan kazı ve araştırma sonuçlarına göre çok eski bir yerleşim alanı olduğu anlaşılan Samsun yöresi, İÖ 8. yüzyıla kadar Kaşka- lar'ın yurdu olan topraklar arasında yer alı­yordu. İÖ 7. yüzyıldan sonra Miletli denizci­lerin Karadeniz kıyısında bazı ticaret koloni­leri kurmaya başlaması ve Anadolu'ya çeşitli yönlerden göç dalgalarının gelmesine bağlı olarak bu yöreye de başka halk toplulukları yerleşti. İÖ 6. yüzyılda Persler'in denetim kurmaya çalıştığı Samsun yöresi, İÖ 3. yüzyıl­da Pontos Krallığı'na bağlandı. Daha sonra Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine giren Samsun, 11. yüzyılda Bizans İmparatorluğu' nun yerel yönetim birimlerinden Armeniakon Theması'nın sınırları içindeydi. Bu sırada Anadolu'ya doğudan girmeye başlayan Türk­menler 11. yüzyıl sonlarına doğru Samsun yö­resine kadar yayıldılar. Bir süre Bizanslılar ile Anadolu Selçukluları arasında el değiştiren Samsun, 13. yüzyılda Komnenos hanedanı ta­rafından kurulan Trabzon Rum İmparatorlu- ğu'na bağlandı. Bazı girişimlerine karşın Ana­dolu Selçukluları tarafından ele geçirilemeyen Samsun yöresi bir süre İlhanlılar'ın, Pervane- oğulları'nın, Eretna Beyliği'nin, Kadı Burha- neddin Devleti'nin denetiminde kaldıktan sonra 1398'de Osmanlılar'ca alındı. Ama Os­manlılar 1402'de Timur'a yenilince Anadolu' nun birçok bölgesi gibi Samsun yöresi de bazı yerel yöneticiler arasında paylaşıldı. Bir süre Candaroğulları, Kubadoğulları ve Taced- dinoğullan tarafından yönetilen Samsun ili toprakları 1428'de tümüyle Osmanlı Dev- leti'ne katıldı. Kurtuluş Savaşı'nın baş­langıcında Mustafa Kemal'in Samsun'a çık­ması ve Samsun ile Havza'da bazı çalışmalar yapması ilin yakın tarihinde önemli bir yer tutar.
Ekonomi:
Yarısından fazlası kırsal kesimde yaşayan Samsun ili halkı geçimini tarım ile daha çok tarıma dayalı sanayi ve ticaretten sağlar.Meyve yetiştirilen bağ ve bahçelerin dışında, il yüzölçümünün yüzde 37'si bitkisel üretim yapılan tarım alanlarından oluşur. İlin en önemli tarımsal ürünleri fındık, tütün ve soyafasulyesidir. Ayrıca domates, şekerpan­carı, mısır, buğday, lahana, dolmalık biber, I taze fasulye, hıyar, patates ve arpa da yetişti­rilir.Samsun'da hayvancılığın da ekonomik ya- I şamda önemli bir yeri vardır. İl tarımının geliştirilmesi amacıyla kurulmuş olan Gele- I men ve Karaköy tarım işletmelerinin hayvan soylarının ıslahı konusundaki katkıları hay­vancılığın ileri bir düzeye ulaşmasına yardımcı olmuştur. Çeşitli küçükbaş ve büyükbaş hay- j vanların yetiştirildiği ilde arıcılık ve tavukçu­luk da yapılır. Ama bitkisel üretim alanların­da yaygın kimyasal ilaç kullanımı arıcılığın gerilemesine neden olmaktadır. İlin gelir kay­naklarından biri de balıkçılıktır. Karadeniz'de son yıllarda görülen balık azalmasına bağlı olarak deniz balıkçılığı eski önemini yitirmiş­tir. İldeki akarsu ve göllerde de tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.Samsun ilinde sanayi Karadeniz Bölgesi' nin doğu kesimindeki başka illere göre daha gelişmiş bir düzeydedir. İldeki en önemli sanayi kuruluşları Etibank'a ait bakır cevheri işleme fabrikalarıdır. Bundan başka un, salça,süt ürünleri, bitkisel yağ, şeker, sigara, yem, orman ürünleri, gübre, çimento ve plastik fabrikaları Samsun ilindeki başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlde oldukça canlı bir küçük sanayi etkinliği vardır.Samsun ili yeraltı kaynaklan açısından yok­sul sayılır. İl topraklarında linyit ve mermer yataklarıyla şifalı madensuyu kaynakları vardır.Halkın dinlenmesi ve eğlenmesi için birçok mesire yeri ve plaj bulunan ilde yabanıl yaşamı korumak amacıyla bazı alanlar da oluşturulmuştur. Bu alanlar Vezirköprü ilçe­sindeki geyik üretme istasyonu ile Terme ilçesinde sülün ve su kuşları için kurulmuş olan koruma ve üretme alanıdır.
Toplum ve Kültür.
Anadolu'da anlatılan bazı efsanelerde adı ge­çen Amazonların İÖ 20. yüzyıl ile İÖ 12. yüzyıl arasında Sam­sun yöresinde yaşadıkları ileri sürülür. Ya­şamlarında erkeklere sürekli olarak yer ver­meyen savaşçı kadınlar topluluğu olduğu sanılan Amazonlar, bu efsanelerden birine jiöre Terme Çayı'nın Karadeniz'e döküldüğü kesimde kurdukları bir kentte yaşıyorlardı. Karadeniz'den gemilerle gelen bir denizci halk, yüzyıllardan beri kıyıda yaşayan Ama­zonlar'ın egemenliğine son vermiş. Bunun özerine uzun saçlarıyla tanınan Amazonlar yaşamlarını sürdürebilmek için iç bölgelere çekilmek zorunda kalmış ve buralarda gizlen­mişler. Amazonlar, tanınmamak için saçlarını keserek toprağa gömmüşler. Daha sonra saç­arın gömüldüğü topraklardan tütün filizleri ;ıkmış. Kıyıldığında tütünlerin kadın saçını indirir biçimde tel tel olmasının bu efsanenin anlatılmasına neden olduğu sanılmaktadır.Çeşitli kaynaklar verimli topraklara sahip ilan Samsun yöresinin tarih boyunca birçok halk topluluğuna yurtluk ettiğini yazar. Kırım ile yapılan ticarette önem taşıyan Samsun imanı 11. yüzyılda bir Ceneviz kolonisiydi. 19. yüzyıl başlarında küçük bir kasaba olan Samsun'a Osmanlı Devleti'nin yitirdiği Kaf­kasya ve daha sonra da Rumeli'den gelen göçmenlerin bir bölümü yerleştirildi. Özellik- e Kafkasya'dan göçen topluluklar yurt edin­dikleri yerlerde eski toplumsal yaşamlarını vekültürlerini sürdürdükleri adacıklar oluştur­dular.19. yüzyılın ikinci yarısında tütün tarım ve ticaretinin gelişmesi Samsun'un toplumsal ve kültürel yapısını önemli ölçüde etkiledi. Kent kısa sürede önemli bir ticaret merkezi oldu. Doğu ticaretiyle uğraşan Fransızlar, Belçika­lılar, ABD'liler ve Ruslar kentte ticari işlet­meler ve bankalar kurdular. Bu gelişmeler batı kültürünün bazı öğelerinin kent yaşamına girmesine yol açtı.İlde bugün önemini yitiren hah ve bez dokumacılığı en önemli el sanatlarıydı. Bafra ve Çarşamba ilçelerinde keten dokumacılığı yaygındı. Kalın dokunan keten bezinden orak gömleği, dış giyimlik ve örtü yapılırdı. Halı dokumacılığı ise Lâdik'te gelişmişti. Günü­müzde de sürdürülen bu el sanatı özellikle seccadeleriyle ilgi toplamaktadır.Samsun ilinde konut mimarisi Doğu Kara­deniz ve Orta Anadolu etkisi altındadır. İldeki düz alanların varlığı Doğu Karadeniz' deki dağınık yerleşimlerin tersine daha toplu yerleşmelere olanak sağlamıştır.
İl Merkezi: Samsun:
Bugünkü kent alanında yer alan ilk yerleşme, Miletli denizciler tarafından bir ticaret koloni­si olarak İÖ 7. yüzyılda kurulan Amisos'tur. Daha sonra kısa bir süre Peiraieus olarak anıldıysa da bu ad yerleşmedi ve kente gene Amisos dendi. Kent Bizans döneminde bir piskoposluk merkeziydi. Daha sonra Cene­vizlilerin eline geçen bu yöre günümüze kadar çeşitli aşamalarda Hıristiyan Amisos, Gâvur Amisos, Gâvur Samsun ve Karasam- sun adlarıyla anıldı. Türkmenler tarafından kurulan yerleşme ise Yeni Amisos ve Müslü­man Samsun olarak adlandırıldı. Eskiden bu iki yerleşme arasında canlı bir ticaret ilişkisi vardı. Osmanlı döneminde bütünleşen bu iki yerleşme, 15. yüzyıla ait kayıtlarda Canik adıyla geçer. 20. yüzyıl başında önemli bir ticaret merkezi olan kent, I. Dünya Savaşı sırasında birkaç kez Rus donanması tarafın­dan topa tutuldu.Günümüzde Samsun Karadeniz Bölgesi' nin en büyük kentidir. Mert Çayı'nın Karade­niz'e ulaştığı kesimde güneye, batıya ve kuze­ye doğru gelişen kent, hızlı nüfus artışı nedeniyle konut sorunuyla karşı karşıyadır. Hızlı gelişme sonucunda eski bir liman kenti olan Samsun kent merkezinin denizle ilişkisi kesilmiş durumdadır. Bunun nedeni limanın yapılması sırasında denizin doldurulması ve fuar alanı için kıyı ile kent arasındaki geniş bir kesimin seçilmiş olmasıdır.Samsun kenti demir, deniz, hava ve kara­yollarıyla Türkiye'nin öteki merkezlerine bağlanır. Kentteki başlıca eğitim ve kültür kurumu Ondokuz Mayıs Üniversitesi'dir. Bir bölümü kent içinde yer alan fabrikalardan Karadeniz'e akıtılan sanayi atıkları samsun kıyısında yoğun bir kirliliğe yol açmaktadır.
KAYNAK:TEMEL BRİTANNİCA