Ana Sayfa Bilgi Bankası
VOLEYBOL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VOLEYBOL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2011 Cumartesi

VOLEYBOL,Türkiye'de Voleybol

VOLEYBOL, günümüzde bütün ülkelerde çok yaygın olan ve hemen hemen her yaştan insanın insanların oynadığı bir takım oyunu­dur. Voleybol 1895'te ABD'nin Massachu setts eyaletindeki Holyoke kentinde, Genç Erkekler Hıristiyan Birliği'nin (YMCA) be­den eğitimi öğretmeni William G. Morgan tarafından geliştirildi.


Beden eğitimi yaptırdığı işadamları için basketboldan daha az hareketli bir oyun bulmak isteyen Morgan, bu oyuna mintonette adını vermişti; daha sonra, topa yere değme­den vurulduğu için bu vuruşun adından (İngi­lizce: volley; Türkçe: vole) hareketle oyuna volleyball adı verildi. Kısa sürede YMCA dernekleri aracılığıyla ABD ve Kanada dışın­daki pek çok ülkeye de ulaşan oyun, 1913'te Filipinler'de yapılan Manila Uzak Asya Oyunları'nda da yer aldı. Voleybolun bugün kü özelliklerini kazanmasını sağlayan 4fcsmaç" ilk kez bu oyunlarda kullanıldı. 1947 de Paris" te Uluslararası Voleybol Federasyonu kurul­du. 1949'da Prag'da yalnızca erkeklerin katıl­dığı ilk dünya şampiyonası yapıldı. 1952'deki dünya şampiyonasına ise bayan takımları da katıldı. Voleybolun olimpik sporlar arasında yer alışı 1964 Tokyo Olimpiyatlarında ger­çekleşti. Smaçı engellemek için yapılan "blok" sırasında ellerin karşı alana geçebile­ceği de bu olimpiyatlar sırasında kabul edil­miştir.


Modern voleybol altı kişilik iki takım ara­sında oynanır. Oyuncuların üçü hücum, üçü de savunma oyuncusudur. Takımların her set­te altı oyuncu değiştirme hakkı vardır.


Voleybol topu futbol topuyla hemen he­men aynı büyüklükte (çevresi 65 cm), ama biraz daha hafiftir (260-280 gr). Oyun, 18x9 metre boyutlarında dikdörtgen bir alanda oynanır. Oyun alanı enine bir çizgiyle iki yarı alana ayrılmıştır. Orta çizginin üzerinde gerili olan filenin yerden yüksekliği erkeklerde 243 cm, kadınlarda 224 santimetredir. iki yarı alanda da filenin 3 metre uzağında birer hücum çizgisi yer alır.


Oyun servis atışıyla başlar. En dıştaki sınır çizgisinin sağ gerisindeki servis alanına geçen servisçi elini ya da kolunu kullanarak, topa fileyi aşırtacak biçimde vurur. Top fileyi aştıktan sonra karşı takımın oyuncuları en çok üç vuruşla topu geri gönderir. Ama, aynı oyuncu topa üst üste iki kez vuramaz. Amaç, topu karşı alanda yere düşecek ya da geri gönderilemeyecek biçimde fileden aşırmaktır. Top servis atışıyla birlikte oyun dışına çıkarsa "servis geçer"; yani karşılayan takım servis atışıyla oyuna başlama hakkı kazanır, ama sayı yazılmaz. Eğer servis atan takım oyun hakkı kazanırsa bir sayı alır. İki sayılık farkla 15 sayı toplayan takım seti alır, sayıların 14-14 olduğu durumda seti, arka arkaya iki sayı yapan takım kazanır. Oyun beş set üzerinden oynanır; bir takım üç set kazandığında oyun biter.


Voleybol tam bir takım oyunudur: Karşı takımdan servisle ya da herhangi bir yolla gelen top file yakınma atılır (ilk vuruş), yükseğe çıkarılır (ikinci vuruş), böylece içeri­den gelen bir oyuncunun smaçıyla (üçüncü vuruş) topun fileyi aşıp karşı alana geçmesi sağlanır. Karşı takımın iki ya da üç oyuncusu, smaçı karşılamak için ellerini kaldırarak aynı anda yukarı sıçrar (blok). Başarılı olamazlarsa öbür oyuncular topu yere değmeden önce denetimlerine almaya çalışır ve bir karşı hücum başlatırlar.


Türkiye'de Voleybol


Voleybolun Türkiye'ye gelişi I. Dünya Savaşı'nın bitimine rastlar. YMCA'nın İstanbul şube müdürü olan ABD'li doktor Deaver 1919'da derneğin spor salonunda voleybol oynatmaya başladı. Burada voleybol öğrenen Selim Sırrı (Tarcan) bu sporun Erkek Mual­lim Mektebi'ne de girmesini sağladı. Böylece voleybol kısa sürede pek çok okula girdi.


1927'de Fenerbahçe Spor Kulübü beş er­kek, bir kızdan oluşan bir takımla İstanbul voleybol şampiyonu oldu. 1946'da Yunanis­tan'dan gelen bir basketbol takımındaki vo­leybolcularla bir "dostluk maçı" yapıldı. O zamanki kurallara göre üç set üzerinden oynanan bu resmi olmayan ilk milli maçı İstanbul karması 2-0 kazandı.


1952'de Kahire'ye giden voleybolcular bü­yük bir düş kırıklığına uğradılar: Oyunun pek çok kuralı değişmiş, Türk voleybolu da bu yüzden uluslararası standartların dışında kal­mıştı. Bu eksiği gidermek için çalışmalar başlatıldı. İlk resmi milli maç ertesi yıl İstan­bul'da Yugoslavya ile yapıldı ve Türkiye'nin yenilgisiyle sonuçlandı. Uzun süre Spor Oyunları Federasyonu'na bağlı olan voleybol, bağımsız bir federasyona ancak 1958'de kavu­şabildi. 1960'larda voleybola yönelik ilgi arttı. 1971'de de deplasmanlı voleybol ligi başladı. Ligin en uzun süre şampiyon olan takımı, 1975'ten sonra da dokuz yıl üst üste şampiyon olan Eczacıbaşı'dır. Aynı kulübün bayan takı­mı da 12 yıl üst üste şampiyon olarak Avrupa çapında bir rekorun sahibi olmuştur. Milli voleybol takımının uluslararası karşılaşmalar­da aldığı en iyi dereceler 1975 Akdeniz Oyunları ile 1984 Balkan Voleybol Şampiyo­nasında kazanılan üçüncülüklerdir.

VOLEYBOL,Türkiye'de Voleybol

VOLEYBOL, günümüzde bütün ülkelerde çok yaygın olan ve hemen hemen her yaştan insanın insanların oynadığı bir takım oyunu­dur. Voleybol 1895'te ABD'nin Massachu setts eyaletindeki Holyoke kentinde, Genç Erkekler Hıristiyan Birliği'nin (YMCA) be­den eğitimi öğretmeni William G. Morgan tarafından geliştirildi.
Beden eğitimi yaptırdığı işadamları için basketboldan daha az hareketli bir oyun bulmak isteyen Morgan, bu oyuna mintonette adını vermişti; daha sonra, topa yere değme­den vurulduğu için bu vuruşun adından (İngi­lizce: volley; Türkçe: vole) hareketle oyuna volleyball adı verildi. Kısa sürede YMCA dernekleri aracılığıyla ABD ve Kanada dışın­daki pek çok ülkeye de ulaşan oyun, 1913'te Filipinler'de yapılan Manila Uzak Asya Oyunları'nda da yer aldı. Voleybolun bugün kü özelliklerini kazanmasını sağlayan 4fcsmaç" ilk kez bu oyunlarda kullanıldı. 1947 de Paris" te Uluslararası Voleybol Federasyonu kurul­du. 1949'da Prag'da yalnızca erkeklerin katıl­dığı ilk dünya şampiyonası yapıldı. 1952'deki dünya şampiyonasına ise bayan takımları da katıldı. Voleybolun olimpik sporlar arasında yer alışı 1964 Tokyo Olimpiyatlarında ger­çekleşti. Smaçı engellemek için yapılan "blok" sırasında ellerin karşı alana geçebile­ceği de bu olimpiyatlar sırasında kabul edil­miştir.
Modern voleybol altı kişilik iki takım ara­sında oynanır. Oyuncuların üçü hücum, üçü de savunma oyuncusudur. Takımların her set­te altı oyuncu değiştirme hakkı vardır.
Voleybol topu futbol topuyla hemen he­men aynı büyüklükte (çevresi 65 cm), ama biraz daha hafiftir (260-280 gr). Oyun, 18x9 metre boyutlarında dikdörtgen bir alanda oynanır. Oyun alanı enine bir çizgiyle iki yarı alana ayrılmıştır. Orta çizginin üzerinde gerili olan filenin yerden yüksekliği erkeklerde 243 cm, kadınlarda 224 santimetredir. iki yarı alanda da filenin 3 metre uzağında birer hücum çizgisi yer alır.
Oyun servis atışıyla başlar. En dıştaki sınır çizgisinin sağ gerisindeki servis alanına geçen servisçi elini ya da kolunu kullanarak, topa fileyi aşırtacak biçimde vurur. Top fileyi aştıktan sonra karşı takımın oyuncuları en çok üç vuruşla topu geri gönderir. Ama, aynı oyuncu topa üst üste iki kez vuramaz. Amaç, topu karşı alanda yere düşecek ya da geri gönderilemeyecek biçimde fileden aşırmaktır. Top servis atışıyla birlikte oyun dışına çıkarsa "servis geçer"; yani karşılayan takım servis atışıyla oyuna başlama hakkı kazanır, ama sayı yazılmaz. Eğer servis atan takım oyun hakkı kazanırsa bir sayı alır. İki sayılık farkla 15 sayı toplayan takım seti alır, sayıların 14-14 olduğu durumda seti, arka arkaya iki sayı yapan takım kazanır. Oyun beş set üzerinden oynanır; bir takım üç set kazandığında oyun biter.
Voleybol tam bir takım oyunudur: Karşı takımdan servisle ya da herhangi bir yolla gelen top file yakınma atılır (ilk vuruş), yükseğe çıkarılır (ikinci vuruş), böylece içeri­den gelen bir oyuncunun smaçıyla (üçüncü vuruş) topun fileyi aşıp karşı alana geçmesi sağlanır. Karşı takımın iki ya da üç oyuncusu, smaçı karşılamak için ellerini kaldırarak aynı anda yukarı sıçrar (blok). Başarılı olamazlarsa öbür oyuncular topu yere değmeden önce denetimlerine almaya çalışır ve bir karşı hücum başlatırlar.
Türkiye'de Voleybol
Voleybolun Türkiye'ye gelişi I. Dünya Savaşı'nın bitimine rastlar. YMCA'nın İstanbul şube müdürü olan ABD'li doktor Deaver 1919'da derneğin spor salonunda voleybol oynatmaya başladı. Burada voleybol öğrenen Selim Sırrı (Tarcan) bu sporun Erkek Mual­lim Mektebi'ne de girmesini sağladı. Böylece voleybol kısa sürede pek çok okula girdi.
1927'de Fenerbahçe Spor Kulübü beş er­kek, bir kızdan oluşan bir takımla İstanbul voleybol şampiyonu oldu. 1946'da Yunanis­tan'dan gelen bir basketbol takımındaki vo­leybolcularla bir "dostluk maçı" yapıldı. O zamanki kurallara göre üç set üzerinden oynanan bu resmi olmayan ilk milli maçı İstanbul karması 2-0 kazandı.
1952'de Kahire'ye giden voleybolcular bü­yük bir düş kırıklığına uğradılar: Oyunun pek çok kuralı değişmiş, Türk voleybolu da bu yüzden uluslararası standartların dışında kal­mıştı. Bu eksiği gidermek için çalışmalar başlatıldı. İlk resmi milli maç ertesi yıl İstan­bul'da Yugoslavya ile yapıldı ve Türkiye'nin yenilgisiyle sonuçlandı. Uzun süre Spor Oyunları Federasyonu'na bağlı olan voleybol, bağımsız bir federasyona ancak 1958'de kavu­şabildi. 1960'larda voleybola yönelik ilgi arttı. 1971'de de deplasmanlı voleybol ligi başladı. Ligin en uzun süre şampiyon olan takımı, 1975'ten sonra da dokuz yıl üst üste şampiyon olan Eczacıbaşı'dır. Aynı kulübün bayan takı­mı da 12 yıl üst üste şampiyon olarak Avrupa çapında bir rekorun sahibi olmuştur. Milli voleybol takımının uluslararası karşılaşmalar­da aldığı en iyi dereceler 1975 Akdeniz Oyunları ile 1984 Balkan Voleybol Şampiyo­nasında kazanılan üçüncülüklerdir.

Voleybol

Meşin bir topun iki direk arasına gerilmiş olan ağ üzerinden vurulup aşırılarak, karşılıklı oynanan bir takım oyunu. Voleybol ilk defa 19. yüzyıl sonlarında Amerika’da oynanmıştır. Yurdumuzda ise 1919’da Amerikalılar tarafından gemi takımlarının aralarında yaptıkları maçlar vasıtasıyla tanıtıldı. İlk defa bir okul sporu olarak

İstanbul okullarında oynanmaya başlandı. 1948 yılında ise Türkiye Birinciliği ile Türkiye çapında oynanan bir spor kolu haline geldi.Voleybol sporu yurdumuzda Voleybol Federasyonu denetiminde faaliyetlerini sürdürmektedir.

Voleybol 1964’ten beri Olimpiyat spor oyunları içerisinde yer almaktadır. Milletlerarası Voleybol karşılaşmaları 1947’deParis’te kurulan Milletlerarası Voleybol Federasyonu (FIVB) tarafından yönetilmektedir. Bu federasyona üye olan ülke sayısı 145’tir. FIVB yönetim merkezi

İsviçre’nin Lozan şehrindedir.

Voleybol Amerikan

William Morgan tarafından 1895'te ABD'de bulundu. Morgan YMCA adlı bir dernek üyesi olarak gençlerin spor yapması için bu oyunu geliştirmiştir. Morgan, bu oyunu

basketboldan daha az fiziksel temas gerektiren bir oyun oluşturmak üzere basketbol,

beyzbol,

tenis ve hentbolun bazı özelliklerini biraraya getirmiş ve bu oyuna

MINTONETTE atenisten baz almıştır ve 1.83 metreye kadar çıkarmıştır. Sonradan bu oyunun ismi Volleyball diye değiştirilmiştir ve iş adamları bu oyunu oynamaya başlamış. İlk uluslararası turnuva 1913 yılında Asya kıtasında düzenlenmiş ve turnuvaya Çin, Japonya ve Filipinler katılmıştır.

1916'da Filipinler'de topu belli bir açıyla yükselterek başka oyuncu tarafından vurulması şeklinde hücuma yönelik bir stil geliştirilmiştir. Birinci Dünya savaşında Avrupa'ya gelen ABD askerleri voleybolu tanıtmaya başlamışlar ve 1917 yılında Y.M.C.A. üyesi ABD askerleri bu sporu Fransa'ya götürmüşlerdir. 1917 yılında Çekoslavakya'da oynanmaya başlamıştır. Aynı yılda oyun puanı 21'den 15'e düşürülmüştür. 2.13 metre olan file yüksekliği 2.43 metreye yükseltilmiştir. 1918 yılında sahadaki oyuncu sayısı 6 oyuncuyla sınırlı tutulmuştur.

Voleybol 1920'de Polonya'da oynanmaya başlanmış ancak her ülke oyun kurallarını değişik olarak belirlemiştir. Örneğin Asya kıtasında voleybol 9 kişiyle ve alçak filede oynanmıştır. 1922'de her takım için üç vuruştan sonra topu karşıya atma kararı alınmıştır. Daha sonradan voleybol popüler bir spor haline gelmiş ve bugünlere ulaşmıştır.

Voleybol takımı altı oyuncudan meydana gelir. Voleybol sahası 18 m uzunluğunda, 9 m genişliğindedir. Saha tam ortadan iki direk arasına gerilmiş bir ağ ile bölünmüştür. Erkekler için ağın yüksekliği 2,43 m, bayanlar için ise 2,24 metredir. Her iki yarı alanın sağ taraflarında 3 m genişliğinde bir servis atma koridoru bulunur. Deri kaplı olan voleybol topunun çapı 16.5 cm civarında, ağırlığı ise 196-280 gr arasındadır. Sahayı çevreleyen çizgiler 5 cm kalınlığındadır. Sahanın ortasında bulunan ağın alt kenarının yerden yüksekliği 1 m, genişliği 9,5 metredir. Ağ yan çizgilerden en az 50 cm dışta bulunan direklere bağlanır. Ağın oyun sahası dışındaki kısmına 1 metresi ağa bağlı, 80 cm’si ağın üstünde olmak üzere iki renkli bir anten bağlanır. Voleybol resmî müsabakalarda sadece zemini tahta veya sentetik bir maddeyle kaplı olan sahalarda oynanır.

Voleybolda sporcuların gayesi, topu filenin üzerinden, kaidelere uygun olarak rakip alana göndermek ve orada yere değmesini sağlamaktır. Top servis bölgesinde bulunan sağ arka oyuncunun, servis atışı ile oyuna sokulur. Servis atışında, top tek elle vurulmalı ve filenin üzerinden ağa değdirmeden rakip alana gönderilmelidir. Modern voleybolda çok tutulan servis atışlarının birisi “Flooting” veya “Japon Servisi” olarak bilinen servistir. Çok sert olmayan bu servisler, havada yön değiştirmesi ve beklenmeden önce ani düşmesiyle, topu karşılayan takımın oyuncularını zor durumlara düşürmesidir. Topa takımda en fazla üç kere vurulabilir. Bir oyuncu topa iki kere arka arkaya vuramaz. Takım sahaya, sağ ileri, orta ileri, sol ileri, sağ geri, orta geri, sol geri olacak şekilde yayılır. Oyuncular hep servis değişiminde yerlerini değiştirerek saat dönüşü yaparlar. En az iki farkla 15 sayıya ulaşan takım o seti kazanır. 14-14, 15-15 gibi beraberliklerde 2 sayılık farkı elde eden takım tarafından alınır.

2005 yılında İtalya-Rusya arasındaki uluslararası bir karşılaşmadan bir görüntü

Günümüzde voleybol, futboldan sonra çoğunlukta amatör olarak yapılan en yaygın spor kolu haline gelmiştir. İnsanların boş zamanlarında, paydos saatlerinde oynayacakları spor oyunları arasında voleybol (geniş bir yer kaplamayan sahasıyla) tercih edilen bir spor dalıdır. Ülkemize 1919 yılında giren Voleybol sporu 1936 yılına kadar amatör olarak yapıldı. 1936’da ilk Voleybol Federasyonu, Spor Oyunları Federasyonuna bağlı olarak kuruldu. 1958 yılında bağımsız

Voleybol Federasyonu kuruldu. Bu tarihlerden sonra millî voleybol takımı kuruldu. Millî voleybol takımımızın milletlerarası karşılaşmalarda aldığı en iyi dereceler, 1975 Akdeniz Oyunlarında ve 1984 Balkan Voleybol Şampiyonasında üçüncülük oldu.

Voleybol'da Oyuncular

Voleybol yedek oyuncular ile birlikte en fazla 12 kişi ile oynanır.Ama sahaya 6 oyuncu ve değişim ile oyunda bulunan libero ile çıkar. Antrenör dışında yedek oyuncular ya da bir başkası ayakta duramaz yedek koltuklarında oturur. Yedek sporcular oyun sürerken ısınmak için ısınma karesine gidebilirler. Ceza almış oyuncu oyundan alınır ve yedek koltuklarından ayrılmış ceza koltuklarında oturur.

Pas Çeşitleri

Kısa pas: 3 numara oyuncularına atılan pastır, hızlı hücumu sağlar ve karşı takımı savunması yerine yerleşmeden yakalama amacı taşır. Yüksekliği ve zamanlamasına göre; 3 numara oyuncusu, top pasöre ulaşmadan önce hareketlenir ve top pasörle buluştuğunda havada olur, pasör topu oyuncunun eline atmak zorunda değildir,

Uzun pas: Genellikle 4 ve 2 numara oyuncularına atılan yüksek pastır.

Geç Kısa Pas: 3 numara oyuncusu,topu almaya çalışır.

Kurşun pas: 4 ve 2 numara oyuncularının hücumlarını hızlandırmak amacıyla atılan, file köşelerine doğru ve fileye paralel olarak atılan pastır.

Normal pas: 3 numara oyuncusu, top pasöre giderken hareketlenir ve top pasörle buluştuğunda zıplar, topla en yüksek noktada buluşup, topa vurur.

Oyuncuların mevkiileri

Pasör: Oyun kurucusudur. Smaçörlere ve orta oyunculara, hücum yapmaları için pas atar. Oyun kuruluşuna göre sahada 1 veya 2 tane bulunur. Yine oyun kuruluşuna göre, 3 numarada veya 3-5 3-1 çaprazında kullanarak oynayabilir.3 numara en ön alandır.

Çapraz pasör: Pasör servise geçtiğinde öne gelen ve genellikle uzun pasla hücum eden oyuncudur. 2 numara oyuncusu da denilebilir. Bu oyuncu 4-3 taktiğinde görev alır.

Smaçör: Smaçörler bir takımda hücum yapan oyunculardır.Önde 2 ve 4 numarada bulunarak smaç yaparlar

Orta adamı: 3 numarada oynayan ve kısa,kurşun,arkaya dolanarak tek ayakla vurulan paslarla hucüm eden elemanlara denir. Bu görevde 2 oyuncu sahada yer alır. Birisi servise geçtiğinde çaprazındaki öne geçer, bu nedenle 3 numaralı bölge sürekli hücum bölgesidir.

Libero: Oyunun en arkasında duran savunma oyuncusudur. Servis atamaz, blok yapamaz, smaç basamaz. Takımdan farklı renkte forma giyer. Maçta veya takımda kaptan olamaz.

Orta oyuncu:Oyunda 6 numaralı bölgede bulunur. Rakipten gelen servisi ilk karşılaması gereken oyuncudur.

Taktikler

5-1: Tek pasör, iki smaçör, iki orta adamı ve bir pasör çaprazıyla sahaya çıkılan taktiktir. Pasör arka alana geçtiğinde, öncelikli olarak bir savunma oyuncusudur. Top pasöre gelirse, pasör topu karşılar ve pası atmakla yükümlü olan oyuncu pasör çaprazı olur, aksi takdirde pasör 3 metre içine kaçarak pasını atar ve yeniden savunma pozisyonunu alır. Pasörün arkada olduğu pozisyon takımın 3 oyuncusunun hucüm edebildiği, dolayısıyla güçlü oldukları pozisyondur.

Modern 4-2: İki pasör, iki smaçör, iki orta adamı ile oynanır. 4-2'den farkı, pasörlük görevinin arka alanda bulunan pasöre ait olmasıdır, öne geçen pasör, pasör çaprazı gibi oynar ve takım sürekli olarak 3'lü hücum yapabilir.

Voleybol sahası

Voleybol sahası ve diğer voleybol kuralları hakkında ayrıntılı bilgiyi sitemizin bilgi kategorisi içinde bulunan voleybol kuralları başlıklı sayfasında bulabilirsiniz. Burada sadece voleybol sahası hakkında bilgiler verilecektir.

1.2 Voleybol OYUN SAHASININ YÜZEYİ

1.2.1 Sahanın yüzeyi düz, yatay ve yeknesak olmalıdır. Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır.

FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda sadece tahta veya sentetik bir yüzeyin kullanılmasına izin verilir. Bu yüzey daha önce FIVB tarafından onaylanmış olmalıdır.

1.2.2 Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda çizgiler için beyaz, oyun alanı ve serbest bölge için farklı renkler kullanılmalıdır.

1.2.3 Açık hava sahalarında drenaj amacıyla her metre için 5 mm.’lik bir eğime müsaade edilir. Saha çizgilerinin sert bir maddeden oluşturulması yasaktır.

1.3 Voleybol OYUN ALANININ ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLER

1.3.1 Bütün çizgiler 5 cm. genişliğindedir. Çizgiler, zeminden ve diğer çizgilerden farklı ve açık renkte olmalıdır.

1.3.2 Sınır çizgileri

İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir.

1.3.3 Orta çizgi

Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9 x 9 m. boyutlarında iki eşit alana böler. Bu çizgi, filenin tam altından iki yan çizgi arasında uzanır.

1.3.4 Hücum çizgisi

Her oyun alanında orta çizginin tam ortasından geriye doğru 3 m.’lik bir hücum çizgisi çizilir.

FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda hücum çizgisi yan çizgilerden itibaren toplam 1.75 m.’lik kesik çizgilerle uzatılmıştır. 5 cm. eninde, 15 cm. boyundaki bu 5 adet kısa çizgi 20 cm. aralıklarla çizilmelidir.

1.4 Voleybol BÖLGELER VE SAHALAR

1.4.1 Ön bölge

Her oyun alanında ön bölge orta çizginin tam ortasıve hücum çizgisiyle (genişliği dahil) sınırlıdır.Ön bölgenin yan çizgiler dışında serbest bölgenin sonuna kadar uzandığı varsayılır.

1.4.2 Servis bölgesi

Servis bölgesi, dip çizginin gerisinde 9 m. genişliğindedir (dip çizgi hariç).

Bu bölgenin yan sınırları, yan çizgilerin uzantısı olarak dip çizgilerden 20 cm. geride ve bunlara dik 15 cm. uzunluğunda iki kısa çizgiyle belirlenir. Her iki kısa çizgi de servis bölgesinin genişliğine dahildir.

Servis bölgesinin derinliği serbest bölgenin sonuna kadar devam eder.

1.4.3 Oyuncu değiştirme bölgesi

Oyuncu değiştirme bölgesi, her iki hücum çizgisiyle sınırlanan ve yazı hakeminin masasına kadar olan bölgedir.

1.4.4 Isınma sahası

FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda ısınma sahaları yaklaşık 3 x 3 m. boyutlarında, serbest bölgenin dışında ve oturma sıralarının bulunduğu taraftaki köşelerde yer alır (Şekil 1).

1.5 Voleybol ISI

En düşük ısı 10 C’nin (50 F) altında olmayacaktır.

FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda maksimum ısı 25 C’den (77 F) daha yüksek ve minimum ısı 16 C’den (61 F) daha düşük olmayacaktır.

1.6 Voleybol AYDINLATMA

FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda aydınlatma, oyun sahası yüzeyinden 1 m. yükseklikte ölçülmek suretiyle 1000 ile 1500 lux arasında olacaktır.

Voleybol sahası ve diğer voleybol kuralları hakkında ayrıntılı bilgi için sitemizde bulunan kurallar sayfasını okuyabilirsiniz

Meşin bir topun iki direk arasına gerilmiş olan ağ üzerinden vurulup aşırılarak, karşılıklı oynanan bir takım oyunu. Voleybol ilk defa 19. yüzyıl sonlarında Amerika’da oynanmıştır. Yurdumuzda ise 1919’da Amerikalılar tarafından gemi takımlarının aralarında yaptıkları maçlar vasıtasıyla tanıtıldı. İlk defa bir okul sporu olarak İstanbul okullarında oynanmaya başlandı. 1948 yılında ise Türkiye Birinciliği ile Türkiye çapında oynanan bir spor kolu haline geldi.Voleybol sporu yurdumuzda Voleybol Federasyonu denetiminde faaliyetlerini sürdürmektedir.Voleybol 1964’ten beri Olimpiyat spor oyunları içerisinde yer almaktadır. Milletlerarası Voleybol karşılaşmaları 1947’deParis’te kurulan Milletlerarası Voleybol Federasyonu (FIVB) tarafından yönetilmektedir. Bu federasyona üye olan ülke sayısı 145’tir. FIVB yönetim merkezi

İsviçre’nin Lozan şehrindedir.
Voleybol Amerikan William Morgan tarafından 1895'te ABD'de bulundu. Morgan YMCA adlı bir dernek üyesi olarak gençlerin spor yapması için bu oyunu geliştirmiştir. Morgan, bu oyunubasketboldan daha az fiziksel temas gerektiren bir oyun oluşturmak üzere basketbol,beyzbol, tenis ve hentbolun bazı özelliklerini biraraya getirmiş ve bu oyuna MINTONETTE atenisten baz almıştır ve 1.83 metreye kadar çıkarmıştır. Sonradan bu oyunun ismi Volleyball diye değiştirilmiştir ve iş adamları bu oyunu oynamaya başlamış. İlk uluslararası turnuva 1913 yılında Asya kıtasında düzenlenmiş ve turnuvaya Çin, Japonya ve Filipinler katılmıştır.
1916'da Filipinler'de topu belli bir açıyla yükselterek başka oyuncu tarafından vurulması şeklinde hücuma yönelik bir stil geliştirilmiştir. Birinci Dünya savaşında Avrupa'ya gelen ABD askerleri voleybolu tanıtmaya başlamışlar ve 1917 yılında Y.M.C.A. üyesi ABD askerleri bu sporu Fransa'ya götürmüşlerdir. 1917 yılında Çekoslavakya'da oynanmaya başlamıştır. Aynı yılda oyun puanı 21'den 15'e düşürülmüştür. 2.13 metre olan file yüksekliği 2.43 metreye yükseltilmiştir. 1918 yılında sahadaki oyuncu sayısı 6 oyuncuyla sınırlı tutulmuştur.
Voleybol 1920'de Polonya'da oynanmaya başlanmış ancak her ülke oyun kurallarını değişik olarak belirlemiştir. Örneğin Asya kıtasında voleybol 9 kişiyle ve alçak filede oynanmıştır. 1922'de her takım için üç vuruştan sonra topu karşıya atma kararı alınmıştır. Daha sonradan voleybol popüler bir spor haline gelmiş ve bugünlere ulaşmıştır.
Voleybol takımı altı oyuncudan meydana gelir. Voleybol sahası 18 m uzunluğunda, 9 m genişliğindedir. Saha tam ortadan iki direk arasına gerilmiş bir ağ ile bölünmüştür. Erkekler için ağın yüksekliği 2,43 m, bayanlar için ise 2,24 metredir. Her iki yarı alanın sağ taraflarında 3 m genişliğinde bir servis atma koridoru bulunur. Deri kaplı olan voleybol topunun çapı 16.5 cm civarında, ağırlığı ise 196-280 gr arasındadır. Sahayı çevreleyen çizgiler 5 cm kalınlığındadır. Sahanın ortasında bulunan ağın alt kenarının yerden yüksekliği 1 m, genişliği 9,5 metredir. Ağ yan çizgilerden en az 50 cm dışta bulunan direklere bağlanır. Ağın oyun sahası dışındaki kısmına 1 metresi ağa bağlı, 80 cm’si ağın üstünde olmak üzere iki renkli bir anten bağlanır. Voleybol resmî müsabakalarda sadece zemini tahta veya sentetik bir maddeyle kaplı olan sahalarda oynanır.
Voleybolda sporcuların gayesi, topu filenin üzerinden, kaidelere uygun olarak rakip alana göndermek ve orada yere değmesini sağlamaktır. Top servis bölgesinde bulunan sağ arka oyuncunun, servis atışı ile oyuna sokulur. Servis atışında, top tek elle vurulmalı ve filenin üzerinden ağa değdirmeden rakip alana gönderilmelidir. Modern voleybolda çok tutulan servis atışlarının birisi “Flooting” veya “Japon Servisi” olarak bilinen servistir. Çok sert olmayan bu servisler, havada yön değiştirmesi ve beklenmeden önce ani düşmesiyle, topu karşılayan takımın oyuncularını zor durumlara düşürmesidir. Topa takımda en fazla üç kere vurulabilir. Bir oyuncu topa iki kere arka arkaya vuramaz. Takım sahaya, sağ ileri, orta ileri, sol ileri, sağ geri, orta geri, sol geri olacak şekilde yayılır. Oyuncular hep servis değişiminde yerlerini değiştirerek saat dönüşü yaparlar. En az iki farkla 15 sayıya ulaşan takım o seti kazanır. 14-14, 15-15 gibi beraberliklerde 2 sayılık farkı elde eden takım tarafından alınır.


2005 yılında İtalya-Rusya arasındaki uluslararası bir karşılaşmadan bir görüntüGünümüzde voleybol, futboldan sonra çoğunlukta amatör olarak yapılan en yaygın spor kolu haline gelmiştir. İnsanların boş zamanlarında, paydos saatlerinde oynayacakları spor oyunları arasında voleybol (geniş bir yer kaplamayan sahasıyla) tercih edilen bir spor dalıdır. Ülkemize 1919 yılında giren Voleybol sporu 1936 yılına kadar amatör olarak yapıldı. 1936’da ilk Voleybol Federasyonu, Spor Oyunları Federasyonuna bağlı olarak kuruldu. 1958 yılında bağımsız Voleybol Federasyonu kuruldu. Bu tarihlerden sonra millî voleybol takımı kuruldu. Millî voleybol takımımızın milletlerarası karşılaşmalarda aldığı en iyi dereceler, 1975 Akdeniz Oyunlarında ve 1984 Balkan Voleybol Şampiyonasında üçüncülük oldu.
Voleybol'da OyuncularVoleybol yedek oyuncular ile birlikte en fazla 12 kişi ile oynanır.Ama sahaya 6 oyuncu ve değişim ile oyunda bulunan libero ile çıkar. Antrenör dışında yedek oyuncular ya da bir başkası ayakta duramaz yedek koltuklarında oturur. Yedek sporcular oyun sürerken ısınmak için ısınma karesine gidebilirler. Ceza almış oyuncu oyundan alınır ve yedek koltuklarından ayrılmış ceza koltuklarında oturur.

Pas Çeşitleri
Kısa pas: 3 numara oyuncularına atılan pastır, hızlı hücumu sağlar ve karşı takımı savunması yerine yerleşmeden yakalama amacı taşır. Yüksekliği ve zamanlamasına göre; 3 numara oyuncusu, top pasöre ulaşmadan önce hareketlenir ve top pasörle buluştuğunda havada olur, pasör topu oyuncunun eline atmak zorunda değildir,
Uzun pas: Genellikle 4 ve 2 numara oyuncularına atılan yüksek pastır.
Geç Kısa Pas: 3 numara oyuncusu,topu almaya çalışır.
Kurşun pas: 4 ve 2 numara oyuncularının hücumlarını hızlandırmak amacıyla atılan, file köşelerine doğru ve fileye paralel olarak atılan pastır.
Normal pas: 3 numara oyuncusu, top pasöre giderken hareketlenir ve top pasörle buluştuğunda zıplar, topla en yüksek noktada buluşup, topa vurur.
Oyuncuların mevkiileriPasör: Oyun kurucusudur. Smaçörlere ve orta oyunculara, hücum yapmaları için pas atar. Oyun kuruluşuna göre sahada 1 veya 2 tane bulunur. Yine oyun kuruluşuna göre, 3 numarada veya 3-5 3-1 çaprazında kullanarak oynayabilir.3 numara en ön alandır.
Çapraz pasör: Pasör servise geçtiğinde öne gelen ve genellikle uzun pasla hücum eden oyuncudur. 2 numara oyuncusu da denilebilir. Bu oyuncu 4-3 taktiğinde görev alır.
Smaçör: Smaçörler bir takımda hücum yapan oyunculardır.Önde 2 ve 4 numarada bulunarak smaç yaparlar
Orta adamı: 3 numarada oynayan ve kısa,kurşun,arkaya dolanarak tek ayakla vurulan paslarla hucüm eden elemanlara denir. Bu görevde 2 oyuncu sahada yer alır. Birisi servise geçtiğinde çaprazındaki öne geçer, bu nedenle 3 numaralı bölge sürekli hücum bölgesidir.
Libero: Oyunun en arkasında duran savunma oyuncusudur. Servis atamaz, blok yapamaz, smaç basamaz. Takımdan farklı renkte forma giyer. Maçta veya takımda kaptan olamaz.
Orta oyuncu:Oyunda 6 numaralı bölgede bulunur. Rakipten gelen servisi ilk karşılaması gereken oyuncudur.

Taktikler5-1: Tek pasör, iki smaçör, iki orta adamı ve bir pasör çaprazıyla sahaya çıkılan taktiktir. Pasör arka alana geçtiğinde, öncelikli olarak bir savunma oyuncusudur. Top pasöre gelirse, pasör topu karşılar ve pası atmakla yükümlü olan oyuncu pasör çaprazı olur, aksi takdirde pasör 3 metre içine kaçarak pasını atar ve yeniden savunma pozisyonunu alır. Pasörün arkada olduğu pozisyon takımın 3 oyuncusunun hucüm edebildiği, dolayısıyla güçlü oldukları pozisyondur.
Modern 4-2: İki pasör, iki smaçör, iki orta adamı ile oynanır. 4-2'den farkı, pasörlük görevinin arka alanda bulunan pasöre ait olmasıdır, öne geçen pasör, pasör çaprazı gibi oynar ve takım sürekli olarak 3'lü hücum yapabilir.

Voleybol sahasıVoleybol sahası ve diğer voleybol kuralları hakkında ayrıntılı bilgiyi sitemizin bilgi kategorisi içinde bulunan voleybol kuralları başlıklı sayfasında bulabilirsiniz. Burada sadece voleybol sahası hakkında bilgiler verilecektir.
1.2 Voleybol OYUN SAHASININ YÜZEYİ
1.2.1 Sahanın yüzeyi düz, yatay ve yeknesak olmalıdır. Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda sadece tahta veya sentetik bir yüzeyin kullanılmasına izin verilir. Bu yüzey daha önce FIVB tarafından onaylanmış olmalıdır.
1.2.2 Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda çizgiler için beyaz, oyun alanı ve serbest bölge için farklı renkler kullanılmalıdır.
1.2.3 Açık hava sahalarında drenaj amacıyla her metre için 5 mm.’lik bir eğime müsaade edilir. Saha çizgilerinin sert bir maddeden oluşturulması yasaktır.
1.3 Voleybol OYUN ALANININ ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLER
1.3.1 Bütün çizgiler 5 cm. genişliğindedir. Çizgiler, zeminden ve diğer çizgilerden farklı ve açık renkte olmalıdır.
1.3.2 Sınır çizgileri
İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir.
1.3.3 Orta çizgi
Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9 x 9 m. boyutlarında iki eşit alana böler. Bu çizgi, filenin tam altından iki yan çizgi arasında uzanır.
1.3.4 Hücum çizgisi
Her oyun alanında orta çizginin tam ortasından geriye doğru 3 m.’lik bir hücum çizgisi çizilir.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda hücum çizgisi yan çizgilerden itibaren toplam 1.75 m.’lik kesik çizgilerle uzatılmıştır. 5 cm. eninde, 15 cm. boyundaki bu 5 adet kısa çizgi 20 cm. aralıklarla çizilmelidir.
1.4 Voleybol BÖLGELER VE SAHALAR
1.4.1 Ön bölge
Her oyun alanında ön bölge orta çizginin tam ortasıve hücum çizgisiyle (genişliği dahil) sınırlıdır.Ön bölgenin yan çizgiler dışında serbest bölgenin sonuna kadar uzandığı varsayılır.
1.4.2 Servis bölgesi
Servis bölgesi, dip çizginin gerisinde 9 m. genişliğindedir (dip çizgi hariç).
Bu bölgenin yan sınırları, yan çizgilerin uzantısı olarak dip çizgilerden 20 cm. geride ve bunlara dik 15 cm. uzunluğunda iki kısa çizgiyle belirlenir. Her iki kısa çizgi de servis bölgesinin genişliğine dahildir.
Servis bölgesinin derinliği serbest bölgenin sonuna kadar devam eder.
1.4.3 Oyuncu değiştirme bölgesi
Oyuncu değiştirme bölgesi, her iki hücum çizgisiyle sınırlanan ve yazı hakeminin masasına kadar olan bölgedir.
1.4.4 Isınma sahası
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda ısınma sahaları yaklaşık 3 x 3 m. boyutlarında, serbest bölgenin dışında ve oturma sıralarının bulunduğu taraftaki köşelerde yer alır (Şekil 1).
1.5 Voleybol ISI
En düşük ısı 10 C’nin (50 F) altında olmayacaktır.
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda maksimum ısı 25 C’den (77 F) daha yüksek ve minimum ısı 16 C’den (61 F) daha düşük olmayacaktır.
1.6 Voleybol AYDINLATMA
FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda aydınlatma, oyun sahası yüzeyinden 1 m. yükseklikte ölçülmek suretiyle 1000 ile 1500 lux arasında olacaktır.
Voleybol sahası ve diğer voleybol kuralları hakkında ayrıntılı bilgi için sitemizde bulunan kurallar sayfasını okuyabilirsiniz

6 Ocak 2011 Perşembe

Bütün Spor Dalları ve Kısaca Açıklamaları, Hangi Spor Branşı Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır, Nasıl Oynanır?



Spor herkesin yaptığı, yapmaya çalıştığı yada enazından sevdiği bir olgudur. Spor kavramı çok geneldir, spor kavramını birazcık irdelediğimizde yüzlerce alt dalının olduğunu görürsünüz. Bütün insanlar mutlaka bu dallardan birisi ile uğraşıyorlardır. Ruhen ve bedenen sağlıklı olan birisinin bu spor dallarından enazından birisi ile ilgililenmemesi, yapmaması düşünülemez herhalde.  Bizde uzmanportal.com olarak, bu spor dallarından en çok ilgi çekenlerini kısaca sizinle paylaşmak istedik. Aşağıda hangi spor dalı ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkmıtır, nasıl oynanırın kısaca cevaplarını bulacaksınız;
TENİS:
Küçük bir topun raketle vurularak oyun alanının orasına gerilmiş olan file üzerinden karşı sahaya atılmasıyla oynanan spor dalıdır.Tenisin kökeni kimilerine göre antik Roma döneminde, çıplak ya da eldivenli el ile oynanan “tringon” adı verilen oyuna dayanır. Diğer bir görüş ise benzer bir oyunun ilk kez Meksika’da Toltec yerlileri tarafından oynandığı ileri sürülmektedir. Mısır ve İspanya’da bulunan fresklerde ve Rönesans dönemi İtalya’sından kalma resimlerde, “giocco del pallone” ve “juego de pelota” isimleri altında, benzer esaslara dayanan oyunların duvarla çevrili alanlarda oynandığı görülmektedir.
VOLEYBOL:
Altışar kişiden oluşan iki takımın topu üç pasta filenin üzerinden geçirmeye ve rakip takımın sahasına düşürmelerine dayanan spor dalı.
Voleybol 1885 yılında Amerika’da icat edildi. Holyoke YMCA Okulun’da öğretmenli yapan William Morgan basketbol topunun iç lastiğiyle böyle bir oyunun oynanabileceğini düşündü ve ilk uygulamayı öğrencileri arasında yaptı. 1. Dünya savaşı yıllarında voleybol Uzakdoğu’ya ve Avrupa’ya yayıldı.1964 Tokyo Olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programına alınan voleybol’da 80′li yıllara kadar Sovyetler büyük üstünlük kurdu.
KAYAK:
Fiber ya da plastik maddelerden yapılmış olan kayaklarla kar üzerinde çeşitli yönlere kaymaya dayanan spor dalıdır. İnsanlık tarihi kadar eski bir spor dalı olan kayak, insanoğlunun doğa ile yapmış olduğu yaşam savaşı sonucu ortaya çıkmıştır. Tarih öncesi çağlarda insanların kışın karda batmamak amacıyla, ayaklarına bağlamış oldukları çeşitli şekillerdeki ağaç parçaları kayağın en ilkel şeklini temsil etmektedir.
MASA TENİSİ:
Bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasına gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa geçirmeye çalıştıkları spor dalıdır. Masa tenisi, 16. yüzyılda İngiltere’de yemek masalarının üzerinde lastik bir topun, rakete bezeyen kasnaklar aracılığıyla fırlatılarak oynanması sonucu tesadüfen ortaya çıktı. İlk zamanlar “ping pong” adı verilen bu oyun, 19002 yılında kurulan Ping Pong Birliği’nin, 1921-22 yılları arasında tekrar oluşturulması ile birlikte “Masa Tenisi” olarak anılmaya başlandı.
POLO:
İki takım arasında, top ve sopalar yardımıyla at üzerinde oynanan bir açık alan oyunudur. Küçük bir topu uzun soplar yardımıyla rakip kaleye atarak sayı kazanılmaya çalışılan “polo” oyununda oyuncuların hem ata binme hem de topa vurma becerilerinin çok iyi olması gerekir.
SÖRF:
Uzun bir boarddan yararlanarak, dalgaların üstünde ayakta kaymaya dayanan spor dalıdır. Rüzgar ve dalganın etkisiyle yapılan ve rüzgar sörfü olarak da bilinen wındsurf’e, yelken dalı içinde yer verilmiştir.
SU KAYAĞI:
Ayağa takılı kayaklar yardımıyla, hızla giden bir teknenin arkasına bağlı olan halata tutunarak su üstünde kaymaya dayanan açık hava sporudur. Su kayağı sporunun ilham kaynağının, karda atlar tarafından çekilen kayakçılar olduğu sanılmaktadır. İlk kez 1925 yılında ABD’li Fred Walter bu spor dalının patentini aldı. Gerçek anlamda bir spor olarak ilk kez denenmesi ise 1920′li yıllarda ABD’li Ralph Samuelson tarafından yapıldı. 1930′lu yıllarda, başta ABD olmak üzere, Avusturalya, İngiltere ve Fransa’da yaygınlaştı, 1946′da ise, dünya çapındaki en önemli karar ve yönetim organı Dünya Su kayağı Birliği “World Waterski Union” (WWSU) kuruldu. 1949 yılında su kayağın da ilk Dünya Şampiyonası yapıldı; daha sonara bu şampiyona düzenli olarak sürdürüldü.
TEKVANDO:
Rakibe karşı silahsız olarak, çıplak el ve ayaklarla yapılan savunma tekniklerini içeren spor dalıdır. Tekvandonun kelime anlamı: Tae; ayak, Kwon; el, Do;yol-sanat olup, el ve ayakla savunma sanatı anlamına gelir. Fakat tekvando, sadece bir teknik ve yetenek olmayıp, aynı zamanda felsefi ve insancıl değerler toplamıdır.
SU TOPU:
Havuzda 7′şer kişilik iki takım arasında oynanan, batmaz bir topu rakip takımın kalesine sokmayı amaçlayan su sporudur. Sutopu, süratli bir takım oyunudur ve oyuncuların iyi yüzücüler olmalarının yanı sıra, ciğer kapasitelerinin de çok yüksek olması gerekir.Sutopu, 1870′li yıllarda İngiltere’de ortaya çıkmış; kuralları belirlenmiş olarak ise ilk kez 1890 yılında İngiltere ile İskoçya arasında oynanmıştır. 1900 yılında da Olimpiyat Oyunları’nda yer almıştır. Sutopunun uluslararası yönetim organı, Amatör Yüzme Federasyonu’na (FINA) bağlı Uluslararası Sutopu Yönetim Kurulu olup, 1908′de kurulmuştur. 1920′li yıllarda sutopunun güç ve yetenek isteyen spor dalı olmasını sağlayan derin havuzlar kullanılmaya başlanmıştır. 1937 yılında ise FINA, sutopu oyununun tam şişirilmiş, pas yapma becerisi yüksek topla oynanmasını karara bağlamıştır.
HALTER:
Halter sporunun geçmişi ilkel toplumlara kadar uzanmaktadır. Söz konusu dönemlerde, erkek çocukları için yapılan “ergenlik sınavında” özel bir taşı en çok kaldıran sınavı kazanmıştır. Halterin bir spor dalı olarak kabul edilmesi ve ilgi görmesi ise 18.yy. sonlarına kadar dayanmaktadır. Ancak Halterciler(Alman Eugene Sandow, Arthur Saxon ve Fransız Louis Apollon) şovmen, haltercilik de panayır ve tiyatrolarda bir gösteri biçimi olarak kabul edilmiştir.
JUDO:
Rakibe vurmaksızın denge ve güç unsurlarının kullanarak savunma yapmaya dayanan spor dalıdır. Judo, Jujutsu’dan doğan spor dallarından birisidir. Jujutsu ve Judo Çin karakteri ile yazılan kelimeler olup Ju, her ikisinde de “Yumuşaklaşmak” veya “Yol Verme”, Jutsu “Sanat Çalışma”, “Do” ise “Prensip” veya “Yol” anlamına gelmektedir. Jujutsu”Yumuşak Sanat”,Judo zafer kazanmak için önce yol vermeyi ifade eden “Yumuşaklılık Yolu”, Kodokan ise,”Yolu Çalışma Okulu” demektir. Judonun amacı,zihinsel ve ahlâki disiplin yoluyla sağlam karakterli insan yetiştirirken vücudu kuvvetli, faydalı ve sağlıklı yapmaktır. Judoda birinci kural, kuvvete karşı koymadan rakibin kuvvetinden yararlanmak, ikinci kural ise şiddet kullanmamaktır. Judocu rakibine acı vererek değil, onu acı sınırının eşiğine getirerek üstünlüğünü belirtir. Judo bu tür kuralları bedensel ve zihinsel enerjiden en üstün ve en uygun bir şekilde kullanabilme yöntemini öğretirken, bunu yaşamın her döneminde de kullanmasını sağlar.
HENTBOL:
Kapalı salonda 7, açık alanda 11′er kişilik iki takım arasında, topun elle oynanarak kaleye sokulmasına dayanan spor dalıdır. İlk kez 1927′de İstanbul’da bir açık alan sporu olarak oynanan hentbol, daha sonra yavaş yavaş Anadolu’ya da yayılarak oynanmaya başlanmıştır. Ancak Türkiye’de hentbol, voleybol ve basketbol ile birlikte 1942 yılında “Spor Oyunları Federasyonuna” bağlanınca canlanmaya başlamış, ilk hentbol ligi 1942-43 sezonunda İstanbul Hentbol Ligi adıyla kurulmuş ve o yıl Defterdar Takımı şampiyon olmuştur. 1943-44 ve 1944-45 yılları arasında ise Galatasaray şampiyonluğu elinde tutmuştur. 1945′te ilk kez düzenlenen Türkiye Şampiyonası düzenlenmiş, şampiyon da” Kara Harp Okulu”olmuştur.
GOLF:
Üzerinde doğal Ve yapay engellerden oluşan parkurlar bulunan geniş bir çim arazide, özel bir topu sopalar yardımıyla her parkur sonundaki deliğe en az sayıda sıralı vuruşla sokma esnasına dayanan açık alan sporudur. Rakibe ve skora karşı oynanmadığı için golf, her yaş, cinsiyet ve kondisyonda yapılabilen bir spordur. Golf sporunun kökenin 15.yüzyıllara indiği, bu dönemde Hollandalı denizcilerin golfa benzeyen bir oyunu aralarında ilk kez oynadıkları bilinmektedir. Flemenkçe’de “çomak” anlamına golfun daha sonra denizciler tarafından Britanya adalarına taşındığı sanılmaktadır.
ATICILIK:
Barutun bulunup ateşli silahların kullanılması ile spor görünümüne kavuştu. Hayli masraflı olan bu silah kullanma sporu 19.yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere’de başladı. Atıcılıkta ilk dünya şampiyonası 1890′da yapıldı, 1896 Olimpiyatlarının programına alındı. Atıcılık Osmanlı döneminde 1940 yılından itibaren ele alındı. Spor klüplerinin kurulması ve ordunun ilgi göstermesi ile kabul edildi.
ATLETİZM:
İnsanoğlunun yaptığı en eski spor dallarından biri. Fiziksel güç, dayanıklılık, çeviklik, hız gibi nitelikler gerektiren; koşu, yürüyüş, atma ve atlamalardan oluşan çalışmalar, etkinlikler, oyun ve yarışmaları ifade eder. Antropologlar, sosyologlar ve spor araştırmacılarının belirlediklerine göre, insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken atletizme başladı, Vahşi hayvanların saldırısından kaçmak ya da karnını doyurmak üzere avlayacağı hayvanları kovalamak için koşmayı öğrendi. Kendisini korumak için önce taş, daha sonra mızrak atma tekniklerini geliştirdi. Antik çağda düzenlenen olimpiyat oyunlarının ana yarışma dalını da atletizm oluşturdu. Bilinen ilk olimpiyat şampiyonu M.Ö. 776′da yapılan ilk olimpiyatın 200 metre birincisi Elisle Corebus oldu. Buna paralel olarak KIR KOŞULARI, YOL KOŞULARI, PİST KOŞULARI’dır.
BASKETBOL:
Topu yerden 3.05 metre yükseklikteki bir çemberden geçirmeye çalışan beşer kişilik takımların elle oynadıkları oyun.
Basketbol, aslen Kanadalı olan ve 39 yılını Amerika’da spor öğretmenliği yaparak geçiren Dr. James Naismith tarafından bulundu.
İlk basketbol maçı 20 Ocak 1892 günü Springfield YMCA dershanesinde spor salonunda oynandı. Naismith oyunun esaslarını 13 ana maddede topladı. Ülke içindeki işbirliği ile bu oyun iki yıl içinde tüm Amerika’ya yayıldı. Amerikanlı askerler birinci dünya savaşın sırasında basketbol un Avrupa’ya yayılmasında büyük rol oynadılar.
BİNİCİLİK:
At terbiyesi, engel atlama, kros gibi ana bölümlerden oluşan bayan ve erkek sporcuların bir arada yarıştığı olimpik atlı spor dalı.
Binicilik sporunun tarihi, İnsanın atı ehlileştirerek binmeye başladığı ilk çağlara dayanır. 4 bin yıllık geçmişiyle en eski spor dallarından biri olarak kabul edilir. M.Ö. 688′de Yunanlılar Iskitler’den öğrendikleri biniciliği “araba yarışları” biçiminde olimpiyat yarışma programına aldılar. 16.yy’da ilk binicilik okulu İtalya’nın Napili kentinde açıldı. At ve binicilik, İslam dünyasında özellikler Türkler arasında önemli bir yer tuttu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde köyden büyük şehirlere kadar hemen her kesimde binicilik yarışmaları düzenlendi. Sultan Abdülaziz düzenlediği yarışlar sayesinde bu spor dalına verilen önemi arttırdı. 1913′te Mahmut Şevket Paşa, Sipahiocağı’nı kurdular. Bu ocak sayesinde özellikle ordu, biniciliğimizin en önemli kaynağı haline geldi.
BİSİKLET:
İnsan gücünü ise çeviren, pedal veya benzeri bir mekanizma ile çalışan iki tekerlekli motorsuz taşıt aracıyla, özel pistte, yolda veya açık arazide ferdi ve takım halinde yapılan spor dalı. 19.yüzyılda ortaya çıkan ilk bisiklet örnekleriyle başladı. 1690′da Fransız asilzadelerden Sivrac’ın yaptığı ve “Celerifere” adını verdiği iki tahta tekerlekli pedalsız bisiklettir. 1834′te İskoç Kirkpatrick McMillan pedalı icat etti. 1866′da bisiklet yaygınlaşmaya başladı. Bisiklet 1896 da ilk olimpiyatlarda yer aldı. Saate karşı yarış ise 1900′de yapıldı ve halen yarışma olarak kabul edilir.
BOKS:
Özel eldiven takılmış, kilolarına göre sınıflandırılmış, iki kişinin, ring adı verilen kare biçimindeki bir alanda yumruklarıyla vuruşarak birbirlerine üstünlük sağladıkları, amatör veya profesyonel olarak oynanan oyun. En eski spor dallarından biri olan boksun 5 bin yıllık geçmişi vardır. Önceleri askeri amaçlarla, yakın yakın dövüş tekniklerinden biri olarak boks özellikle jimnazyumlarda gençlere öğretiliyordu. Daha sonra güreşin bir parçası olarak spordaki yerini almaya başladı. M.Ö. 2500 yıllarında boks’un bir spor mücadelesi biçiminde uyguladığı, Mezopotamya’da Bağdat yakınlarında bulunan tabletlerdeki kabartmalardan da anlaşıldı. Boks’un temelleri İngiltere’de atıldı. 17.yy’da İngiliz’ler vuruş biçimlerini belirlediler. Şiddet unsurlarını azaltarak olayın sportif yanını geliştirdiler.
CİMNASTİK(JİMNASTİK):
Atletizm ve gösteri niteliklerini taşıyan, vücudun esnekliğine, çevikliğine dayalı çeşitli ritmik-artistik hareketlerden oluşan, bayanlar ve erkeklerin yaptığı aletli-aletsiz spor dalı. Cimnastik sporunun kökleri tarih öncesi eski çağlara kadar uzanır.
Sosyologlar, insanoğlunun maymunlardaki çevikliğe özenerek ilk cimnastik hareketlerini taklit yoluyla gerçekleştirdiğini belirtirler. Cimnastik, Cin, Pers, Hindistan, Yunan ve Roma uygarlıklarında da önemli yer tutar. Bugünkü modern cimnastiğin temelleri 18.yy’da Almanya’da atıldı. Modern cimnastik, Atina’da düzenlenen 1896 olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programlarına alındı.
ÇİM HOKEYİ:
Futbol alanı büyüklüğünde bir alanda, on birer kişilik takımların sopalar yardımı ile topu kaleye sokmak için mücadele ettikleri spor dalı.
Çim hokeyi, futbolla, buz hokeyinin bir karışımıdır. Bu iki spor dalı kadar popüler olmasa da Batı Avrupa’da da bayanlar arasında, Asya ülkesinde de erkekler arasında hayli yaygındır. Bu oyunun ilk olarak eski Yunan’da oynandığı, bugünkülere benzer kurallarının da Persler tarafından konduğu sanılmaktadır. Hokeyi İngilizlerden öğrenen Hintli ve Pakistanlılar, günümüzde bu spor dalında üst sıralarda yer almaktadır. 1908′den bu yana olimpiyatlarda yer alır. (1924 hariç).
ESKRİM:
Kılıçla dövüşme sanatının çeşitli kategorilere ayrılarak ve teknolojik gelişmelerden yararlanarak uygulanmasına dayalı bayan ve erkek sporu. 1896′dan bu yana olimpiyat programlarında yer alan eskrimde İtalyan, Fransız ve Macar sporcular önemli başarılar elde ettiler.
1928′den 1960′a kadar olimpiyat şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan tek ülke Macar’lardır.
FUTBOL:
On birer kişilik iki takım arasında oynanan, küre biçiminde özel bir topun eller kullanılmadan ayak, kafa ve vücudun öteki kısımlarıyla vurularak rakip kaleye sokulmasına dayalı bir spor dalı.
Futbol çağımızın en çok sevilen sporu olarak kabul edilir. Futbolun geçmişi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanır. Çin’de imparator Huang Ti döneminde (M.Ö. 2697), askerlerin savaşa hazırlık amacıyla Tsu-Cuhu adıyla bir tur futbol oynadıkları, yazılı belgelerden anlaşılır. Bu topun deriden yapılmış, yuvarlak topun, iki kazık arasından geçirilmesine dayanıyordu. Bugünkü modern futbolun kaynağı İngiltere oldu. İngilizler 12.yy’dan itibaren futbol oynamaya başladılar. II Edward tarafından 1314 yılında yasaklandı. 17.yy’a kadar futbol hep gizli oynandı. Futbolculara da halk tarafından hep kötü gözle bakıldı. Kral II.Charles döneminde serbestçe oynanmaya başlamış. 1863 yılında futbol kuralları üzerinde kesin anlaşmaya varıp İngiltere Futbol Federasyonunu kurdular. Bu tarihten sonra da Avrupa ülkelerine ve bütün dünyaya yayıldı. Modern futbol 19.yüzyılın sonlarında Türk toplumunda oynanmaya başladı. Şu an oldukça ilgi duyulan futbol, hemen hemen tüm spor dallarından önce gelir. Türkiye milli maçlarında vermiş olduğu karşılaşmalarda, bir çok başarıya imza atmış bulunmaktadır.
KANO:
Akarsularda zamanla olduğu gibi, güç doğa koşularıyla da mücadele etmeye dayanan ve küçük bir tekneyi tek kürek yardımıyla hedefe ulaştırma prensibi üzerine kurulu spor dalı. Kano, bir olimpiyat sporu olarak çok çeşitli teknelerle yapılır. Bu sınıflar kano ve kayak olmak üzere iki kategoriye ayrılmış olup, kanolara “Canadians” da denir. Kanolar Kızılderililerin teknelerinden doğmuştur.
KÜREK:
İnsanoğlunun denizler ve akarsularla basit araçlar kullanarak mücadelesini temel alan bir spor dalıdır. Küreğin ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı tam olarak bilinmiyor. Ancak tarihsel kaynakların çoğu, küreğe benzer gereçlerin ilk olarak Akdeniz’de görüldüğünü, ilk kürek yarışmasının da Mısır’da Nil Nehri üzerinde yapıldığını öne sürerler. İlk kürek yarışı 1715 yılında İngiltere’de Thames Nehri’nde yapıldı. 1900 Paris Olimpiyatlarından beri olimpiyat programında yer alır.
KIŞ SPORLARI:
Zorlu doğa koşullarına karşı, insanoğlunun çeşitli araçlar yardımıyla kar ve buz üzerinde hareket etmesine dayalı spor dalı.
Kayak, kış sporlarının temelini oluşturur. Isvec’li arkeologların yaptığı kazılar, kayak sporunun en azından dört bin yıllık bir geçmişi olduğunu kanıtladı. 205 cm boyunca, orta yerindeki genişliği 15 cm olan kayakların cam ağacından yapıldığı anlaşıldı, M.S. 526-559
yıllarında Procopios’un yazılarında kayak müsabakalarına yer verildiği görüldü. 1891′de Avusturyalı Zdarsky (1874-1946) ilk spor kayağını yaptı. 1892′de Almanya, 1894′te Avusturya ve 1901 yılında Fransa’da başlayan kayak müsabakaları giderek kış sporları içine girdi.
OKÇULUK:
Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 yılında olimpiyat programına alındı. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve İngiltere başarılı sonuçlar almış, daha sonraki dönemlerde Amerika, Sovyetler Birliği, Iskandinav ülkeleri ve İtalya bu ülkeleri izlemiştir.
YELKEN:
İnsanoğlunun suyun kaldırma kuvvetinden istifade ederek kullandığı teknelere rüzgarın enerjisini de eklemesiyle oluşan ve önceleri bir ulaşım biçimiyken sonra doğayla mücadelenin ağır bastığı bir faaliyet halene gelen spor dalı. Özellikle açık denizlere kıyısı olan ülkelerin benimsediği yelkenli tekneler, ulaşım ve savaş amaçlarıyla da kullanıldı. Yelkenli bir spor dalı olarak benimseyen ilk ülke İngiltere’dir. 1693 yılında Seamark Cub adında bir kulübün kurulmasından sonra yelken sporu dünyanın diğer ülkelerine de yayıldı.
YÜZME:
İnsanoğlunun ilk çağlardan bu yana doğaya uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duyduğu aktivitelere dayalı spor dalı. Önce hayvanların hareketlerini izleyen, sonra da suyun içinde kol ve bacaklarını içgüdüsel bir biçimde kımıldatan insan, kısa sürede yüzmeyi öğrendi.
Ancak bu aktivitenin organize bir yarış biçimi haline gelmesi 19. yy’a rastlar Bununla birlikte bazı tarih kitaplarının Japonya’da yüzme yarışlarının çok daha eskilere dayandığını, 1603′te Japonların ilk ulusal yarışmayı düzenlediklerinden söz eder.
Yüzme sporuna Avrupa kıtasında öncülük eden İngiliz’lerdir.