Ana Sayfa Bilgi Bankası
Otonom Sinir Sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Otonom Sinir Sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2011 Salı

Tüm Otomobil Terimleri Anlamları

A SÜTUNU
Otomobilin orta gövdesinin önünde yükselen, tavanı taşıyan sağ ve sol köşede bulunan ve içinde pasif güvenlik unsuru destekleri olan sütun.
ABANT-VENT
Speedster otomobillerde kullanılan alçak ön cam veya rüzgar
kesici çıkıntı.
ABAXIAL
 Dingil harici yapı.
ABS (Active Control)
 Otomobilin yanlara, öne ve geriye doğru kasılmasını engelleyen Mercedes patentli hidro elektronik sistem.
ABS (Anti Block System):
Sertfrenajda veya kaygan zemin üzerinde teker­leklerin kilitlendiğini sensörler yardımı ile algılayan, milisaniyeler içinde fren disklerinin tekerleklerin tutunma işlemi başlayıncaya kadar sıkılıp boşaltılmalarını ve bu sayede sürücünün en zorlu şartlarda bile direksiyon hakimiyetini korumasını sağlayan elektronik sistem. Ani frenajlarda cisim­den kurtulmaya olanak sağlayan ABS birçok otomobil markası tarafından standart ve isteğe bağlı olarak kullanılıyor.
AC (Air Conditftnerj
 Klima sisteminin kısaltmasıdır.
ADB (Automatische Differantial Bremse)
Standart kilitli diferansiyellerin elektronik devreli bir versiyonu.
ADEZYON
Sıvıların veya madenlerin birbirlerine yapışmasını sağlayan kuvvete adezyon denir.
AERODİNAMİK
Hareketli bir cismin hava akımı içindeki davranışının ince­lenmesine aerodinamik denir. İlk olarak uçakları incelemek için geliştirilmiştir. Modern otomobillerin şekilleri yuvarlaklaştırılarak hava oto­mobilin çevresinden kolayca geçebilmektedir. Bu da havadan kaynaklanan sürtünmeyi azaltır. Bu sayede otomobilin dengeli yol alması ve yakıt tüketi­minin azalması sağlanır.
AFS (Active Fahn.verks Stabl'ierung)
Temel olarak ABC ile aynı işlevi görür. Sistem Citroen Xantia Activa'da kullanılmaktadır.
AKICILIK DERECESİ (Viskozite)
Bir sıvının dar bir boğazdan akabilmesine o sıvının akıcılık derecesi denir. Bu, belli bir hacimdeki sıvının belli bir çap­taki delikten akma zamanıdır.
BAKIR KURŞUN YATAKLARI
Genellikle dizel motorlarında yaygın bir şekilde kullanılan yatak çeşididir.
BALANST REZİSTÖR DEĞERLERİ
Elektronik ateşleme sistemi iki rezistör ile korunur. Bunlar, 0,55 ohm olan normal devre direnci ile 5.ohm olan yardımcı devre direncidir.
BALATA (FREN PABUÇLARI):
Yarım daire şeklinde kavis verilmiş metal bir parça. Üzerine ısıya karşı oldukça dayanıklı olan balata perçinlenmiştir. Frene basıldığı zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
BAS (Brake Assist System)
 Panik frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistem.
BASINÇLI KAPAK
Suyun kaynamasını ve kaybını önleyen, soğutma sistemini basınç altında çalıştıran supaplı bir kapaktır.
BASKI YATAGI
Debriyaj pedalına basıldığında, baskı parmaklarını bastırarak motor ile güç aktarma organlarını birbirinden ayıran mekanizmadır.
BATARYA
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden ve akım kaynağı olarak kullanan düzenek.
BENZİN
Ham petrolden elde edilen ve otomobillerde yakıt olarak kullanılan bir hidrokarbondur.
BENZİN MOTORLARI
Buji ile ateşlenen, benzin veya benzin türevi yakıt kullanan motorlara benzin motorları denir.
BENZİN YANMASI
Benzin-hava karışımı silindir içinde sıkıştırma zamanı sonunda, bujinin meydana getirdiği kıvılcım neticesinde düzenli olarak yan­maya başlar. Hiçbir zaman patlamaz. Normal yanma bujide başlar ve sonra bir alev dalgası halinde ateşleme odasını kat eder.
BERABER ÇALIŞMA
 Çok silindirli motorlarda genellikle silindirlerin ikişer ikişer beraber çalışmasıdır. Örnek olarak dört silindirli bir motorda, birinci silindir ile dördüncü silindir pistonları ikisi beraber ve üçüncü silindir ile ikinci silindir de beraber çalışır.
BEYGİR GÜCÜ
Motor tarafından üretilen gücün birimi. 0, 7457 kw"a eş
değerdir.
BİLEŞİK YAĞLAR
Bu tip yağlar genellikle ince yağlar olup, SAE numarası yüksek yağların özelliklerini karşılamak için içlerine bazı kalınlaştırıcı katıklar katılmış yağlardır.
Bİ-XENON
Bi-Xenon farlar, günümüzün en gelişmiş ve en güçlü far teknolojilerinden biridir. B-xenon ismi, uzun ve kısa farlar için iki ayrı xenon ampul kullanılmasından gelmektedir. Xenon farın dalgaboyu ve dolayısıyla maviye yakın olan rengi güneş ışığına çok yakın olduğu için, gece sürüşünde karşıdan gelen sürücünün gözünü almaz ve yansımayı en aza indirir.
CABRİOLET (CABRİO)
Normal dört kişilik binek otomobillerin üstü tümüyle açılabilen karoser tipi.
CBC (CORNERİNG BRAKE CONTROL)
Arka akstaki frenlerin optimal kullanımını sağlayan yardımcı fren sistemi. Fren sisteminin içinde hidroliğin en doğru şekilde dağılımını sağlar. C Hava direnci katsayısı. Bir otomobilin ne kadar hava direnciyle karşılaşacağını gösterir. Hava sürtünmesi azaldıkça otomo­bilin yakıt tüketimi de azalır. Otomobil firmaları bu katsayıyı azaltmak için yeni tasarımlar geliştiriyor.
CDI (Commonrail Direkt Injection)
Bosch tarafından geliştirilen dizel yakıtın yaklaşık 1350 bar basınç ile yanma odasına püskürtülmesini sağlayan sistem. Mercedes'in kullandığı bu sistem diğer markalar tarafından TDI (Audi, VW, Seat, Skoda), JTD (Fiat), veya DTI (Opel) olarak adlandırılır. COMAN Yeni nesil otomobillerde navigasyon sistemi, telefon, saat, TV alıcısı, radyo, kaset ve CD çalardan oluşan müzik sisteminin hep­sine kumanda eden sistem.
COMBİ
İnsan taşımacılığında kullanılan ticari araçlara verilen ad.
COMMON RAIL
Dizel motorlarda daha yüksek basınç sağlayan ve performans/ekonomi oranını ideale yaklaştıran enjeksiyon sistemi. Common-rail sisteminde "kütük" adı altındaki bir dağıtıcıdan silindirlere yakıt gönderiliyor. Common-rail sisteminde her enjektörden silindirin o anlık ihtiyacı kadar motorin geçiyor. Böylece yakıt tüketimi azalıyor ve perfor­mans artıyor.
COMPACT
 Orta sınıf otomobillerin karoser biçimi için kullanılır.
CONTA
Motorda, birleştirilen parçaların arasına sızdırmazlık sağlaması için konulan, çeşitli malzemelerden yapılan plakalar.
COUPE:
Yanında tek kapısı olan otomobil tipi.
CRUISE CONTROL (Otomatik hız kontrol)
 Sürücünün ayağını gazdan çekmesine olanak tanı, otomobili belli bir hızda tutabilen bir sistemdir. Bu sistemde, araç ayarlanmak istenilen hıza ulaştığında ilgili sistem ile ilgili bir düğmeye basılır ve ayak gaz pedalından çekilir. Sistem devreden çıkarılmak istendiğinde tekrar gaza basmak ya da ilgili düğmeye tekrar basmak yeterlidir.
CVT (Continuosly Varible Transmission)
Sürekli değişken şanzıman olarak adlandırılan bu sistemde dişli çemberleri birbirlerine bir çelik bantla bağlı bulunur. Böylece kademesiz bir vites kontrolü sağlanır.
CVVT
Elektronik olarak değişken supap zamanlaması ile çalışan motor.
DİSKLİ FREN
Bisiklet frenine benzer. Frene basılınca pistonun hareketiyle bataryalar tekerleğe bağlı diske sürtünür ve tekerlek yavaşlar.
DİSTRİBÜTÖR
Bujilerin doğru zamanda ateşlemelerini sağlamak için onlara elektrik dağıtımı yapan sistem.
DİSTRİBÜTÖR KAPAĞI
Genellikle bakalitten imal edilen bir kapaktır. Kapak içinde, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajın bujilere iletilebilmesi için motor silindir sayısı kadar eşit aralıklı madeni uçlar bulunmaktadır.
DİSTRONIC
Radar destekli bilgisayarlı cruise control sistemi. Önde yaklaşılan aracın hızının kendi hızından az olduğunu belli bir mesafede algılayan sistem, motoru sıkıştırarak veya fren yaparak otomobili yavaşlatıyor. Önü boşalınca da otomobili programlı hızına tekrar çıkarıyor.
DİŞLİ ORANI
Birbirlerinin dönmesini sağlayan iki dişlinin veya milin dönme oranlarıdır.
DİŞLİ YAĞLARI
Hassas olarak işlenmiş dişli yüzeylerinde kullanılan yağlardır. Bu tür diş yüzeylerinde korozyona ve yağın kalınlaşmasına neden olacak maddelerin meydana gelmemesi için dişli yağlarının kimyasal stabiliteye sahip olmaları gerekmektedir.
DİZEL ÇEVRİMİ
Dizel motorlarda motorin, silindire emilerek sıkıştırılmasının ardından püskürtülür ve daha sonra sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile tutuşur. Dizel motorlarda bu şekilde gerçekleşen çalışma düze­nine dizel çevrimi denir.
DOHC (Double Över Head Camshaft)
Her silindir sırasının üstünde bulu­nan çift eksantrik mili.
DONMA NOKTASI (YAKIT)
Yakıtın katılaştığı veya donduğu ısı derecesine donma noktası denir. Bu ise yakıtın soğuk havada kullanılabilme oranını gösterir. Özellikle motorin soğuk havalarda kristalleşerek donabilir.
DÖNER PİSTONLU MOTOR (ROTARY-VVANKEL MOTOR)
1954 sen­esinde Felix VVankel tarafından geliştirilmiş bir motor türüdür. Bu motorda silindir geometrik elips biçimi şeklindedir. Bu motorun çalışma prensibi kısaca, yakıt odasına sahip blok içinde üçgen şeklinde bir döner pistonun dönerek, silindir içinde değişik yakıt hacimleri ve sıkıştırma oranları mey­dana getirmesidir. Örnek Mazda RX7
DÖNÜŞ DAİRESİ ÇAPI
Aracın dönebileceği en küçük dairenin dış çapıdır. Küçük otomobiller için bu çap daha küçük olur.
DÖRTLÜ KARBURATOR
Dört boğazlı karbüratöre dörtlü karbüratör denir.
DÖRT ZAMANLI MOTORLAR
Dört zamanlı Otto motoru prensiplerine göre geliştirilmiş olan dört zamanlı çalışma sistemi olan motorlardır. Bu dört çalışma zamanı emme, sıkıştırma, iş (güç, yanma, genişleme) ve egzoz olarak sıralanır.
HACİMSEL (VOLÜMETRİK) VERİM
Emme zamanında silindirlere normal sıcaklık ve normal basınç altında girmiş olan karışım hacminin, silindire olan oranına hacimsel verim denir. Bu verimin artması, motor gücünün artmasını sağlar.
HAREKET NAKİL SİSTEMİ
Hareket nakil sistemi şaft, kardan mafsalı ve kayıcı mafsal gibi parçalardan oluşur. Bu sistemler, motor gücünün şanzımandan (vites kutusu) diferansiyele nakledilmesinde kullanılır.
HAVA BASINCI
Havanın bir cisim üzerine uyguladığı kuvvet. Basınç havanın küçük bir hacme sıkıştırılmasıyla artar.
HAVA BOĞAZI
Karbüratörde motora giren havanın geçtiği boru şeklindeki kısım.
HAVA FİLTRESİ
Motora giren havayı süzmek için karbüratör hava boğazının başlangıcına takılan bir çeşit süzgeç.
HAVA SOĞUTMALI MOTOR
Silindirlerin ve silindir kapağının hava ile soğutulduğu motor tipi. Silindirlerin ve silindir kapağının dışına, daha iyi soğutma sağlamak için ince hava kanatçıkları yapılmıştır.
HAVALI SÜSPANSİYON
Range Rover'ın süspansiyonunda güçlü amor­tisörler ve yalpa çubukları vardır. Ancak yaylar yerine basınçlı havayla dolu pnömatik silindirler kullanılır. Bu silindirler bozuk yolların neden olduğu titreşimlerin çoğunu yutar.
HAVASINI ALMA
Kapalı bir hidrolik ya da soğutma sistemindeki havanın çıkartılması işlemi.
HB (HATCH BACK)
Bagaj çıkıntısı olmayan arkası yere dik inen 3 veya 5 kapılı otomobil.
HDI:
Çok yüksek basınçla enjeksiyon gerçekleştiren dizel motor teknolojisi (Peugeot ve Citroen marka dizel otomobillerde kullanılan kısaltmadır) HEAD-UP-DISPLAY
Gösterge tablosundaki hız ve devir datasını ön cama rakamlar ile yansıtma sistemi.
HELEZON YAY
 Çelik telden yapılmış olan, yaylanabilen bir yaydır.
HESSELMAN MOTORU
Dizel esasına göre çalışır. Fakat sıkıştırma oranı düşüktür. Ateşleme, benzin motorlarında olduğu gibidir.
HİBRİT MOTOR
İki farklı enerji sisteminin birbirini desteklediği, genellikle yakıt ile çalışanın asıl çekişteki elektrikli motorun bataryalarını şarj ettiği çift motor sistemi.
HİDROLİK
 Güç aktarımında sıvı kullanan sistemlere verilen genel ad. Oto­mobillerin fren sistemlerinde kullanılır. İlk hidrolik sistemlerde su kullanılıyordu. Bugün ise su kadar çabuk donmayan sıvılar ve yağ kullanılmaktadır.
HİDROLİK BASINÇ
Fren balatalarını çalıştırmak için tekerlek silindirleri içinde oluşan basınca, hidrolik basınç denir.
MOTOR YAĞI
Motor içine konan, gerek petrol hammaddesinden gerekse de sentetik olarak üretilen yağdır. Motorun işlev görüp, tam bir performans göstermesi ancak teknik ve rasyonel bir yağlama ile mümkündür.
MOTOR YAĞININ GÖREVLERİ
Motor yağının başlıca görevleri motoru
yağlamak, kompresyonu tutmak, motoru soğutmak ve motoru temizlemek­tir.
MOTOR YATAĞI
Motor yatağı, dönerek hareket eden motor parçalarını gerekli durumda tutar. Motor yatağı ayrıca, motorda meydana gelen me­kanik kuvvetler oranında yüzeyine binen yükleri bozulmadan taşır.
MOTOR GÜÇLERİ
Motorlarda iç güç (indike güç) ve faydalı güç olmak üzere iki çeşit güç bulunmaktadır.
MOTOR İÇ GÜCÜ
Silindirlere girmiş olan karışımın yanması ile meydana gelen ısı enerjisinin mekanik enerjiye dönüşmesi, motorun silindirleri içinde olmaktadır. Motorun silindirleri içinden veya piston üzerinden alınan güce iç (indike güç) denir.
MOTOR FAYDALİ GÜCÜ
Faydalı güce aynı zamanda efektif güç ve fren gücü de denir. Bu güç, motorun gerçek gücüdür. Silindirler içinde elde edilen iç güçten, motorun çalışması için harcanan gücün çıkarılmasından sonra, motorun volanından veya kasnağından ölçülen bir güçtür.
MOTOR SUPAPLARI
Motordaki çalışma zamanının sırasını ve devam süresini ayarlayan parçalardır.
MOTOR YAĞI SAE SINIFLANDIRMASI
SAE rumuzu "Society of Automo­tive Engineers", (Otomotiv Mühendisleri Derneği) kelimelerinin baş harfle­rinden meydana gelmiştir. SAE sınıflandırmasında yağlar, kalınlıklarına göre en çok yedi sınıfta toplanır. Bu sınıflandırmanın yağların kalitesi ile ilgisi yoktur.
MOTOR VURUNTUSU
Motorda, ana ve biyel yatakları vuruntusu olmak üzere iki çeşit yatak vuruntusu görülür. Yatak vuruntusu ana yataklarda, rölanti ve rölantinin üzerindeki devirlerde derinden gelen boğuk bir vuruntu şeklinde gerçekleşir.
MOTORİN
Motorin, dizel motoru yakıtıdır. Ham petrolün birinci kuledeki damıtılması sırasında, 200 - 380 derece arasında kaynama aralığından alınan üçüncü ana ürün, motorindir.
MPV (Multi Purpose Vehicie)
Ticari kullanıma da dönüştürülebilen çok amaçlı binek araç. Van sınıfı araçların tümüne MPV denilebilir. Micro MPV'den macro MPV'ye kadar bir çok çeşidi vardı.

14 Aralık 2010 Salı

SİNİRLER VE SİNİR SİSTEMİ

Çevredeki değişikliklere ve dış uyaranlara tepki göster­mek canlıları cansız varlıklardan ayıran temel özelliklerden biridir. Her canlı, dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı kendisini koru­mak ve çevresindeki değişikliklere uyum sağ­layabilmek için dış dünyada olup bitenleri algılamak zorundadır. Örneğin hava sıcaklığı­nın değiştiğini fark edemezse, soğuktan ya da sıcaktan korunmak için gerekli önlemleri alamaz. İnsanın ve bütün gelişmiş hayvanların sinir sistemi bu tür değişiklikleri duyularıyla algılar ve vücudun o andaki koşullara uygun bir yanıt vermesini sağlar. Duyumsama denen bu sürecin yanı sıra, bütün organların çalış­masını denetlemek, yaşamsal etkinliklerin uyum ve eşgüdüm içinde sürmesini sağlamak da sinir sisteminin temel görevidir.
En basit canlılarda, örneğin amip gibi tekhücrelilerde bile dış uyaranlara yanıt ver­me özelliği vardır. Ama sinir sistemi denebile­cek özelleşmiş bir yapıya yalnızca çokhücreli hayvanlarda, süngerlerden daha üst basamaklardaki gruplarda rastlanır. (Bu sınıflandırma­yı HAYVAN maddesindeki "Hayvanlar Âle­mi" tablosunda bulabilirsiniz.) Örneğin, sün­gerlerden daha gelişmiş bir bölüm olan knitlilerin üyelerinden denizanalarında bütün vü­cuda yayılmış bir sinir ağı bulunur. Bu yüzden hayvanın herhangi bir yerine dokunulduğun­da vücudu o noktada büzülerek tepki verir. Ama denizanalarında bütün sinir hücrelerinin toplandığı bir "denetleme merkezi" ya da beyin yoktur. Buna karşılık halkalı solucanların üyelerinde, örneğin yer solucanlarında si­nir hücreleri baştaki duyu organlarına yakın yerlerde kümelenerek beyni andıran çok sayı­da sinir düğümü (gangliyon) oluşturmuştur. Böceklerde ise vücudun her yanından gelen sinirlerin ulaştığı, oldukça belirgin bir beyin vardır.
İnsanda sinir sisteminin denetim merkezi beyin ve omuriliktir (bak. BEYİN). Bu iki yapı birlikte merkez sinir sistemini oluşturur. Be­yinden ve omurilikten çıkan sinirlerin oluştur­duğu çevrel sinir sistemi de bu merkezin bütün vücutla bağlantısını sağlar. Başka bir deyişle çevrel sinir sistemi, duyu organları aracılığıyla alınan bütün dış uyarıları ve iç organların çalışmasına ilişkin bütün bilgileri merkez sinir sistemine iletir; merkezin bu mesajlara yanıt olarak verdiği bütün komutları da ilgili organ­lara götürür. İnsan dışındaki öbür memeliler­de de sinir sisteminin çalışması aynı temele dayanır. Aradaki tek fark insan beyninde düşünme, akıl yürütme, bellek, duygular gibi insan kişiliğini ve zekâsını oluşturan bütün özelliklerin yönetildiği özel merkezlerin çok gelişmiş olmasıdır.
Sinir sistemi bir yandan vücudun dış dün­yayla ilişkisini yönlendirirken, bir yandan da bu kapalı sistemin iç işleyişini denetler. Örne­ğin kalp atımlarının hızını, soluk alıp verme ritmini, bağırsakların ya da idrar kesesinin çalışmasını düzenleyen de beyindir. Ne var ki, dışarıdan gelen uyarılan ve sinir sistemimizin bunlara verdiği yanıtları, örneğin havanın soğuduğunu ve üşümeye başladığımızı fark ettiğimiz halde bu iç işleyişin nasıl yönetildiği­ni fark edemeyiz. Çünkü bu denetim özel bir sinir sisteminin sorumluluğunda, tümüyle istençdışı olarak gerçekleşir. Çalışması beynin bilinç düzeyinin dışında ve bağımsız gibi göründüğü için bu sisteme "özerk" anlamında otonom sinir sistemi denir. Özetle, sinir siste­mi, ayrı görevleri üstlenen, ama birbirleriyle bağlantılı olarak çalışan üç temel bölümden oluşur: Merkez sinir sistemi, çevrel sinir sistemi ve otonom sinir sistemi.

Merkez Sinir Sistemi
Bu sistemi oluşturan beyin ile omurilik yumu­şak ve çok kolay örselenebilen organlardır. Bu nedenle beyin kafatasının, omurilik de omurganın içine yerleşerek bütün iç ve dış etkenlerden korunmuştur. Ayrıca bu yapıla­rın içinde, her iki organın üstünü örten sağlam bir zar ve bu zarla beyin ya da omurilik arasındaki boşluğu dolduran beyin- omurilik sıvısı bulunur. Gerek zar, gerek sıvı, beyin ile omuriliğin dıştaki kemik yapıya sürtünerek örselenmesini ve dıştan gelecek sarsıntıların bu organlara ulaşmasını engel­ler. 
Sinir sisteminin temel birimi nöron denen sinir hücresidir. Bir sinir hücresi, yaşamı ve işleviyle ilgili bütün kimyasal tepkimelerin denetlendiği bir gövde bölümü ile bu gövde­den çıkan ipliksi uzantılardan oluşur. Dendrit denen kısa ve dallanmış uzantılar dışarıdan gelen uyaranları hücre gövdesine iletir. Ak­son denen tek ve uzun bir sinir lifi de hücre gövdesinden aldığı uyaranı dışarıya, örneğin başka bir sinir hücresine ya da doğrudan kas, salgıbezi gibi ilgili organlara taşır.
Vücudumuzun her yanı sinirlerle örülü olduğu halde, sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Baş­ka bir deyişle, kol ve bacaklarımızdaki, par­mak uçlarımızdaki ya da iç organlarımızdaki bütün sinirlerin ana gövdeleri mutlaka sinir merkezlerinden birindedir. Ortasında bir çe­kirdek bulunan ve rengi griye çalan hücre gövdeleri bir araya kümelenerek, beyindeki ve omurilikteki bozmadde'yi oluşturur. Sinir liflerinin oluşturduğu dokuya ise beyazımsı rengi nedeniyle akmadde denir. Bu dokunun beyaz gözükmesinin nedeni, her lifin miyelin denen beyaz ve yalıtkan bir kılıfla sarılı olmasıdır. Beyinde ve omurilikte sinir hücre­lerinin hem gövdeleri, hem uzantıları bulun­duğu için bozmadde ile akmadde bir aradadır. Ama bu merkezlerden vücuda dağılan sinirler yalnızca akmaddeden oluşur.
Çevrel Sinir Sistemi

Beyin ve omurilikteki milyonlarca sinir hücresinin aksonları, işlevlerine göre bir araya toplanarak, sinir dediğimiz beyazımsı kordonları oluşturur. Kısacası, vücuttaki en ince sinir bile tek bir akson değil, özel bir bağdokuyla bir arada tutulan sinir lifleri demetidir. Sinirlerin bu yapısı, her biri yalıtkan bir kılıfla sarılı binlerce iletken telden oluşan telefon kablolarına çok benzer. Bu iletken tellerden bir bölümü getirici, bir bölümü de götürücüdür. Getirici olan duyu siniri lifleri, iç organlardan gelen bilgileri ve duyu organlarından gelen duyumları beyne ya da omuriliğe getirir; götürücü olan hareket siniri lifleri ise bu merkezlerden aldıkları yanıtı ilgili organa
Beynin alt yüzünden ve beyin sapından doğan 12 çift kafatası siniri özellikle baştaki duyu organları ile baş ve boyun bölgesindeki kasların çalışmasını denetler. Bunların bir çifti görme, bir çifti koku, bir çifti işitme siniridir; öbürleri de göz kaslarının, yüzün, çenenin ve dilin hareketlerini yönetir. Örne­ğin gözbebeklerinin fazla ışıkta daralıp az ışıkta genişlemesi gibi bazı refleks hareketler bu kafa çiftlerinin denetimindedir. İşlevi baş ve boyun bölgesiyle sınırlı kalmayan tek kafatası siniri ise, yutak, gırtlak, yemek boru­su, kalp, akciğerler ve mide gibi iç organlara ilişkin bilgileri taşıyan X. kafa çifti ya da özel adıyla vagus siniridir.
Vagus dışındaki kafatası sinirlerinin kısa ol­masına karşılık, omurilikten çıkan bazı sinir­lerin uzunluğu 1 metreyi aşar. Çünkü bu sinir­ler vücudun en uzak noktalarına, sözgelimi ayak parmaklarının ucuna kadar ulaşır. Omu­rilik sinirlerinden her çiftin kökü ayrı bir omurun içindedir; bu sinirler omurlar arasın­daki yarıklardan çıkar ve omurganın iki ya­nından aşağıya doğru uzanır.
Sinir hücreleri her mesajı, sinir lifi boyunca ilerleyen zayıf bir elektrik akımıyla iletir. Me­sajlar, elektronik aygıtların çoğunda olduğu gibi vurular ya da elektrik darbeleri halinde kodlanmıştır; başka bir deyişle, elektrik akı- mındaki ani ve kısa süreli değişiklikler, hücre­nin yorumlayabileceği özel anlamlar taşır. (Bu konuda ayrıntılı bilgiyi ELEKTRONİK maddesinde bulabilirsiniz.)
Liflerin üzerindeki miyelin kılıfı elektrik akımının yavaşlamasını engellediğinden, mi- yelinli kalın liflerde ilerleyen her vuru saniye­de 50 metre yol alırken, bazı miyelinsiz lifle­rin ileti hızı saniyede ancak 1 metreyi bulur. Elektrik vuruları sinir lifinin sonuna vardığın­da oradan başka bir hücreye atlamak zorun­dadır. Bunu sağlamak için, bütün sinir hücre­leri arasında sinaps denen özel bağlantılar vardır. Bu bağlantıya ulaşan elektrik vurusu, sinir lifinin ucundaki kimyasal "iletici"yi açığa çıkarır; bu madde de iletim zincirindeki başka bir sinir hücresini uyararak mesajın hücreden hücreye atlamasını sağlar. İletici işlevini gö­ren kimyasal madde bazı sinir hücrelerinde asetilkolin, bazılarında noradrenalindir. Böy­lece bir dizi nöron mesajlann uzun bir yol bo­yunca taşınmasını sağlar. Üstelik sinapslarda bazen çok sayıda sinir hücresi birbiriyle bağ­lantı kurduğu için, sistem sanıldığından daha da karmaşıktır.

Refleks Hareketler
Çevrel sinir sistemi, sinir hücrelerinden olu­şan karmaşık sinir ağı aracılığıyla merkez sinir sistemine sürekli bir bilgi akışı sağlar. Böylece beyin ya da omurilik kaslara komutlar gönde­rerek vücudun hareketlerini denetler. Sinir sisteminin işleyişini yansıtan en basit örnek çizimde gösterilen refleks harekettir. Parma­ğınıza bir diken battığında, derideki duyu si­nirleri bunu saptayarak omuriliğe ve ağrı du­yumunun algılanacağı beyne gönderir. Daha siz parmağınızdaki ağrıyı duymadan, beyin hemen elinizi çekmeniz için gerekli komutu kol kasına göndermiş ve vücudun daha fazla zarar görmesini önlemiştir. Sinirlerin ileti hızı çok yüksek olduğu için bütün bunlar saniye­den daha kısa bir sürede olup biter.
Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atar ve dizkapağının hemen altına sert­çe vurursanız bacağınız ileriye doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinir­leri kaslara hafif bir basınç uygulandığını omuriliğe iletir; omurilik ise bu basınca daya­nabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir. Beynin denetiminden geçmeksizin doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekle­şen bu tip reflekslere omurilik refleksi denir.
Dizkapağı refleksinin sınanması, özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.
İstemli Hareket
Bizim bilgimiz ve isteğimiz dışında gelişen bu refleks hareketlerin yanı sıra beynimiz, istedi­ğimiz her hareketi yapmamız için gereken si­nir iletisini de düzenler. Örneğin, yere düşen bir kalemi almak istediğimizde ya da odanın öbür ucuna yürümeyi düşündüğümüzde, bu hareketleri yapmak için gereken bütün kas hareketlerini beyin yönetir.
Basit bir hareketmiş gibi görünmesine kar­şılık yürümek bile bir dizi kasın görev aldığı çok karmaşık bir harekettir. Bebekler yürü­meyi yeni yeni öğrenirlerken beyinleri de bu kas kasılmalarını nasıl denetleyeceğini öğre­nir.
Otonom Sinir Sistemi
Otonom sinir sistemi beynin tabanındaki özel bir bölgenin yönetimindedir. Hipotalamus de­nen bu bölge, kalbe, akciğerlere, böbreklere, bağırsaklara ve öbür iç organlara gönderdiği komutlarla vücuttaki bütün yaşamsal işlevle­rin aksamadan sürmesini sağlar. Otonom sinir sistemi bu denetimi, birbirine karşıt etki yara­tan sempatik ve parasempatik sinirler aracılı­ğıyla yürütür. Genel olarak sempatik sinirler organların çalışmasını hızlandırır; parasempa­tik sinirler ise yavaşlatır. Hemen her organa bu iki sinir grubundan birer kol ayrıldığı için bunların karşıt etkileri dengelenir ve organın düzenli çalışması sağlanmış olur. Hipotala­mus ayrıca birçok önemli hormonun yapımını da denetler.
Sinir sisteminin en güç kavranan özelliği duyguların ve kişilik özelliklerinin denetlen­mesidir. İnsan beyninin bu karmaşık üst dü­zey işlevi, insanın bazen kendi çıkarlarını ya da güvenliğini bile tehlikeye atarak içgüdüle­rini ve reflekslerini bastırmasını sağlar. Örne­ğin insanlar çok güçlü bir inanç uğruna ölümü bile göze alabilirler.
Sinir sistemindeki, özellikle beyindeki bazı bozukluklar insanın düşünce ve davranışlarını etkiler. Beyindeki üst düzey işlevlerin aksa­masına yol açarak kişinin ruhsal yapısında beklenmedik değişikliklere yol açan bu hasta­lıklar RUH HASTALIKLARI maddesinde anlatılmıştır.
Sinir hücrelerinin çoğunda, vücut hücreleri gibi kendini yenileme ve onarma özelliği yok­tur. Bu yüzden özellikle beyin ve omurilikteki sinir dokusunun örselenmesi çoğu zaman kalı­cıdır.
Yaygın skleroz denen hastalıkta, sinir lifle­rini saran miyelin kılıfı sertleştiği için içeride­ki life basınç yaparak örselenmesine neden olur. Bu durumda hasta güçsüz, uyuşuk ve "hissizedir; ya da her yanına iğneler" batı- yormuş gibi olur ve durumu giderek ağ laşır. Bazen bütün kasları denetimden çıktığı için yürümesi, konuşması, hatta yemek yemesi bi­le iyice güçleşir. Bu hastalığın bugün için te­davisi yoktur.
Sinir dokusu yozlaşması denen ve daha sey­rek rastlanan bir grup hastalıkta da sinir hüc­releri işlevini yitirerek ölmeye başlar. Hasta önceleri denetleyemediği istençdışı hareket­lerle sarsılır ve sonunda bütün zihinsel etkin­liklerini yitirir. Her ikisi de kalıtsal hastalıklar olan Friedreich ataksisi ile Huntington koresi bu gruptandır.
Parkinson hastalığında, mesajların sinaps- tan atlamasını sağlayan kimyasal ileticiler gö­revini yerine getiremediği için, vücudun bazı bölümlerinde denetlenemeyen titreme ya da sarsılmalar görülür. İlaçlar bu belirtileri bastı­rarak hastanın yaşamını kolaylaştırabilir.
Çevrel sinir sistemi hastalıkları çoğu zaman şeker hastalığı, cüzam gibi başka hastalıkların ya da uzun süren vitamin eksikliği, alkol ve ilaç bağımlılığı gibi etkilerin sonucudur. Duyu sinirlerindeki bozukluklar vücutta karıncalan­maya ya da duyu yitimine, kasları denetleyen hareket sinirlerindeki bozukluklar ise kasların zayıflamasına ve yağlanmasına yol açar. Bu sinir sisteminin en sık karşılaşılan hastalığı ise, omurlardaki disk kayması sonucunda omurilik sinirlerinin ezilerek örselenmesidir. Bu durum en çok bel ve sağrı bölgesindeki omurlarda görülür; bel omurlarının arasından çıkan sinirlerin ezilmesi lumbago ağrılarına, daha aşağıdaki siyatik sinirinin ezilmesi de si­yatik ağrısına neden olur.
Beyin ve sinir sistemiyle ilgili hastalıklar nörolojinin konusudur. Bu alanda uzmanlaş­mış bir doktor (nörolog), basit birkaç testle sinir sisteminin işleyişine ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Örneğin deriye dokunarak duyarlı olup olmadığını araştırır; göze ışık tutarak ya da dizkapağının altına vurarak refleks hare­ketleri inceler; hastanın, gözlerini kapatıp tek ayağı üzerinde durmasını isteyerek denge du­yusunu denetler. Bu basit testler bile, son de­rece karmaşık olan sinir sistemindeki bozuk­luklar konusunda çok değerli ipuçları vere­bilir.