Ana Sayfa Bilgi Bankası
HENTBOL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HENTBOL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2011 Cumartesi

Hentbol

Yedişer kişilik iki takımın topu elden ele geçirerek veya sürerek gol atmaları esasına dayanan bir spor türü, el topu.

Alm. Handball, Fr. hand-ball, İng. handball. İki takım arasında topla oynanan oyun. Takımlar yedi veya on bir kişiliktir. Oyunda hedef futbolda olduğu gibi topu rakip kaleye sokmak, rakip takımın da gol atmasını engellemektir. Hentbolde top elle atılır, yakalanır, yumruklanır veya vücûdun dizden yukarıdaki herhangi bir bölümüyle vurulur. Kaleci dışındaki oyuncuların topa ayak vurması yasaktır.

Karşılaşmalar 30’ar dakikalık iki devre hâlinde oynanır. Devreler arasında bir mola süresi vardır. Oyuncuların, top ellerindeyken üç adımdan fazla koşması ve topu elinde üç sâniyeden fazla tutması yasaktır. Hücum oyuncuları rakip kaleye atışlarını, rakip kalenin kale alanı çizgisinin dışından yapmak mecburiyetindedirler.

Takımların oyuncu sayısının ve saha ebatlarının farklı olduğu başlıca iki hentbol türü vardır. Her ikisinde de topun çevresi 58-60 cm, ağırlığı 425-475 gramdır. Bayanlar ve gençler karşılaşmalarında biraz daha küçük top kullanılır. Takımlarda yedişer oyuncunun yeraldığı ve genellikle kapalı salonda oynanan karşılaşmalarda sahanın uzunluğu 38-45, genişliği ise 18-22 metredir. Kale 2 m yüksekliğinde ve 3 m genişliğindedir. Takımlarda 11’er oyuncunun yer aldığı ve genellikle açık alanda oynanan karşılaşmalarda sahanın uzunluğu 90-110 m, genişliği ise 55-65 metredir. Açık kalenin yüksekliği 2,44, genişliği 7,32 m olur.

Günümüzde oynandığı şekliyle hentbol 1920’lerde Almanya, Danimarka ve İsveç’te oynanan benzer oyunlardan geliştirildi. 1936 ve 1952 Olimpiyatlarında gösteri niteliğinde yer aldıktan sonra, 1972’de olimpiyat karşılaşmalarına alındı. Uluslararası Hentbol Federasyonu (FIH), hentbolün dünyâ çapındaki kuruluşudur.

Türkiye’de hentbol 1930’larda açık alan sporu olarak başladı. 1942-43’de ilk defâ İstanbul Hentbol Ligi düzenlendi. Türkiye çapında ilk hentbol şampiyonası 1945’te dört takım arasında düzenlendi. 1950’lerden sonra gözden düşen hentbol, 4 Şubat 1976’da Hentbol Federasyonu kurulunca yeniden gündeme geldi ve bu târihten îtibâren Türkiye Hentbol Ligi kuruldu. Hentbol liginde şampiyon olan takımlar şunlardır:

Ankara MTA (1976-77, 1977-78), Yenişehir Meysu (1978-79), Beşiktaş (1979-80, 1980-81), Yenişehir İstanbul Bankası (1981-82, 1982-83), Yenişehir Hortaş (1983-84, 1984-85), Tarsus İdman Yurdu Erkutspor (1985-86), Ankara Halk Bankası (1986-87, 1987-88), Arçelik (1988-89), Eti Bisküvileri (1989-90).

Günümüzde Hentbol, özellikle Avrupa kıtasında büyük ilgi çekmektedir. İspanya'da ASOBAL Liga, Almanya'da Handball Bundesliga, İsveç'te Handbol ElitSerien, Danimarka'da TDC Ligaen sporun en üst düzeyde oynandığı yerel ligler olarak nitelendirilmektedir.

Modern hentbolda dünya ve olimpiyat şampiyonluğunu Avrupa Kıtası dışına çıkarabilen tek takım Kore olmuştur. Hem erkeklerde, hem de bayanlarda Asya kıtasının en iyisi olan Koreliler, Avrupa'nın devleri İsveç, Almanya, İspanya, Rusya, Danimarka, Norveç ve Fransa'ya kafa tutma başarısı göstermiştir.

Afrika'da futboldan sonra en çok ilgi çeken ikinci takım sporu olan hentbol, son yıllarda Kara Kıta'da büyük atılım yapmıştır. Mısır'da 1999'da düzenlenen Dünya Erkekler Hentbol Şampiyonası'nda ev sahibi ülke 4. olurken, 2005'te de Tunus kendi ülkesindeki şampiyonada ilk dörde girme başarısı göstermiştir.

Oyun Sahası

Tam boyutlu hentbol sahası, uzun kenarı 40 metre, kısa kenarı 20 metre uzunluğunda olan bir dikdörtgen biçimindedir. Uzun kenarlar hentbol sahasının kenar çizgilerini, kısa kenarlar ise kale çizgisini oluşturur.

Hentbol sahası, kale çizgilerine paralel bir orta çizgi ile ikiye bölünen bir oyun sahasından ve iki kale sahasından oluşur. Saha ölçüleri ve zemin bir takımın üstünlüğüne yol açacak bir şekilde değiştirilemez.

Emniyet alanı, kenar çizgileri dışından en az 1 metre, kale çizgisi dışından ise en az 2 metre uzaktadır.

Kale :üzerinde bulunduğu kale çizgisinin tam ortasına yerleştirilmiştir. İçten içe 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğindedir. Bir üst direkle birbirine bağlanan kale yan direkleri, yere sağlamca tutturulmuştur. Kale direklerinin arka kenarı, kale çizgisinin dış kenarıyla aynı çizgidedir. Yan direkler ve üst direk 8 cm x 8 cm boyutlarında ve aynı maddeden yapılır. Yan direklerin ve üst direğin dört yanı, arka planda da belli olacak şekilde birbirini takip eden iki ayrı renkteki şeritlerle boyanır. Yan direklerle üst direğin birleştikleri yerdeki şeritler aynı renkte ve bitişik olup, her ikisi de 28 cm uzunluğundadır. Diğer şeritler ise 20 cm uzunluğundadır. Kale, topun geriye dönmesini engelleyecek şekilde bir ağ ile donatılmıştır.

9 metre olan serbest atış çizgisi, çizgilerin arasındaki boşlukları 10 cm olan kale sahası(6 metre) çizgisine 1 metre uzakta ve paralel olan kesik bir çizgidir.

7 metre çizgisi; 1 metre uzunluğunda olup, kenar çizgilerinin arasında, tam orta yerde bulunur ve kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 3 metredir. Bu çizgi, kale çizgisine paraleldir. Kalecinin sınır çizgisi 18 cm uzunluğunda olup, kenar çizgilerinin arasında tam orta yerinde bulunur. Kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 4 metredir ve kale çizgisine paraleldir.

Orta çizgi, iki kenar çizgisinin orta noktasını birleştiren ve sahayı ikiye bölen çizgidir. Orta çizginin her iki yanında 19 cm uzunluğunda, orta çizgiden 5.9 metre uzaklıkta ve her iki takım oyuncularının giriş, çıkışları için düzenlenmiş olan kenar çizgiye paralel çizgilere, değişme çizgileri adı verilir. Hentbol sahasındaki tüm çizgiler sınırladıkları sahayı içine alırlar. Çizgiler çok belirgin biçimde çizilmiş olup 9 cm genişliğindedir. İç kale çizgilerinin kalınlığı, kale direkleri kalınlığında, uygun olarak çizilip 4 cm dir.

Oyuncular

Hentbol oldukça hızlı oynanan bir spor dalıdır. Her takım bir kaleci ve 6 oyuncu olmak üzere yedi oyuncu ile sahaya çıkar. Bir takım en fazla oniki oyuncudan teşekkül etmiştir. Takımlar kurallara uygun olduğu müddetçe sınırsız oyuncu değiştirme hakkına sahiptir. Oyuncular sahanın istedikleri yerinde oynama hakkına sahiptir. Gol sahası içinde oynama hakkı sadece kaleciye verilmiştir. Eğer savunma yapan bir takımda kaleci dışında linde top olan bir oyuncu gol sahası içerisine girerse atak yapan takım 7 metre atış hakkı kazanır. Atak yapan takımda bir oyncu gol sahasının içerisinde veya çizgiye herhangi bir temasta bulunup gol atarsa o gol geçersiz sayılır.

Saha içi dağılım (Pozisyonlar)

Pivot

Sağ oyun kurucu

Sol oyun kurucu

Orta Oyun kurucu

Sağ kanat oyuncusu

Sol kanat oyuncusu

Kaleci

Top 32 parçalı ve oynanan kategoriye göre farklı boyut ve ağırlıktadır. Bir saha oyuncusu elindeki topla dripling yapabilir, ya da aldığı topla 3 adım atabilir ve pas verebilir ya da aldığı topla üç adım atıp topu yere bir kez çarptırdıktan sonra bir kez daha üç adım atabilir ve sonrasında şut ya da pas atabilir. Yere vurdurarak aldığı yada sürdüğü topu tutup bir kez daha yere vuramaz. Topa diz altı hariç vücudunun her yeri ile dokunabilir. Kale sahası yalnızca kaleciye ait bir yerdir. Oyuncular bu alana giremez. Kaleciler bu alan içinde topa her şekilde ve tüm vücudu ile müdahale edebilir.

Yedişer kişilik iki takımın topu elden ele geçirerek veya sürerek gol atmaları esasına dayanan bir spor türü, el topu.
Alm. Handball, Fr. hand-ball, İng. handball. İki takım arasında topla oynanan oyun. Takımlar yedi veya on bir kişiliktir. Oyunda hedef futbolda olduğu gibi topu rakip kaleye sokmak, rakip takımın da gol atmasını engellemektir. Hentbolde top elle atılır, yakalanır, yumruklanır veya vücûdun dizden yukarıdaki herhangi bir bölümüyle vurulur. Kaleci dışındaki oyuncuların topa ayak vurması yasaktır.
Karşılaşmalar 30’ar dakikalık iki devre hâlinde oynanır. Devreler arasında bir mola süresi vardır. Oyuncuların, top ellerindeyken üç adımdan fazla koşması ve topu elinde üç sâniyeden fazla tutması yasaktır. Hücum oyuncuları rakip kaleye atışlarını, rakip kalenin kale alanı çizgisinin dışından yapmak mecburiyetindedirler.
Takımların oyuncu sayısının ve saha ebatlarının farklı olduğu başlıca iki hentbol türü vardır. Her ikisinde de topun çevresi 58-60 cm, ağırlığı 425-475 gramdır. Bayanlar ve gençler karşılaşmalarında biraz daha küçük top kullanılır. Takımlarda yedişer oyuncunun yeraldığı ve genellikle kapalı salonda oynanan karşılaşmalarda sahanın uzunluğu 38-45, genişliği ise 18-22 metredir. Kale 2 m yüksekliğinde ve 3 m genişliğindedir. Takımlarda 11’er oyuncunun yer aldığı ve genellikle açık alanda oynanan karşılaşmalarda sahanın uzunluğu 90-110 m, genişliği ise 55-65 metredir. Açık kalenin yüksekliği 2,44, genişliği 7,32 m olur.
Günümüzde oynandığı şekliyle hentbol 1920’lerde Almanya, Danimarka ve İsveç’te oynanan benzer oyunlardan geliştirildi. 1936 ve 1952 Olimpiyatlarında gösteri niteliğinde yer aldıktan sonra, 1972’de olimpiyat karşılaşmalarına alındı. Uluslararası Hentbol Federasyonu (FIH), hentbolün dünyâ çapındaki kuruluşudur.
Türkiye’de hentbol 1930’larda açık alan sporu olarak başladı. 1942-43’de ilk defâ İstanbul Hentbol Ligi düzenlendi. Türkiye çapında ilk hentbol şampiyonası 1945’te dört takım arasında düzenlendi. 1950’lerden sonra gözden düşen hentbol, 4 Şubat 1976’da Hentbol Federasyonu kurulunca yeniden gündeme geldi ve bu târihten îtibâren Türkiye Hentbol Ligi kuruldu. Hentbol liginde şampiyon olan takımlar şunlardır:
Ankara MTA (1976-77, 1977-78), Yenişehir Meysu (1978-79), Beşiktaş (1979-80, 1980-81), Yenişehir İstanbul Bankası (1981-82, 1982-83), Yenişehir Hortaş (1983-84, 1984-85), Tarsus İdman Yurdu Erkutspor (1985-86), Ankara Halk Bankası (1986-87, 1987-88), Arçelik (1988-89), Eti Bisküvileri (1989-90).
Günümüzde Hentbol, özellikle Avrupa kıtasında büyük ilgi çekmektedir. İspanya'da ASOBAL Liga, Almanya'da Handball Bundesliga, İsveç'te Handbol ElitSerien, Danimarka'da TDC Ligaen sporun en üst düzeyde oynandığı yerel ligler olarak nitelendirilmektedir.
Modern hentbolda dünya ve olimpiyat şampiyonluğunu Avrupa Kıtası dışına çıkarabilen tek takım Kore olmuştur. Hem erkeklerde, hem de bayanlarda Asya kıtasının en iyisi olan Koreliler, Avrupa'nın devleri İsveç, Almanya, İspanya, Rusya, Danimarka, Norveç ve Fransa'ya kafa tutma başarısı göstermiştir.
Afrika'da futboldan sonra en çok ilgi çeken ikinci takım sporu olan hentbol, son yıllarda Kara Kıta'da büyük atılım yapmıştır. Mısır'da 1999'da düzenlenen Dünya Erkekler Hentbol Şampiyonası'nda ev sahibi ülke 4. olurken, 2005'te de Tunus kendi ülkesindeki şampiyonada ilk dörde girme başarısı göstermiştir.
Oyun SahasıTam boyutlu hentbol sahası, uzun kenarı 40 metre, kısa kenarı 20 metre uzunluğunda olan bir dikdörtgen biçimindedir. Uzun kenarlar hentbol sahasının kenar çizgilerini, kısa kenarlar ise kale çizgisini oluşturur.
Hentbol sahası, kale çizgilerine paralel bir orta çizgi ile ikiye bölünen bir oyun sahasından ve iki kale sahasından oluşur. Saha ölçüleri ve zemin bir takımın üstünlüğüne yol açacak bir şekilde değiştirilemez.
Emniyet alanı, kenar çizgileri dışından en az 1 metre, kale çizgisi dışından ise en az 2 metre uzaktadır.
Kale :üzerinde bulunduğu kale çizgisinin tam ortasına yerleştirilmiştir. İçten içe 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğindedir. Bir üst direkle birbirine bağlanan kale yan direkleri, yere sağlamca tutturulmuştur. Kale direklerinin arka kenarı, kale çizgisinin dış kenarıyla aynı çizgidedir. Yan direkler ve üst direk 8 cm x 8 cm boyutlarında ve aynı maddeden yapılır. Yan direklerin ve üst direğin dört yanı, arka planda da belli olacak şekilde birbirini takip eden iki ayrı renkteki şeritlerle boyanır. Yan direklerle üst direğin birleştikleri yerdeki şeritler aynı renkte ve bitişik olup, her ikisi de 28 cm uzunluğundadır. Diğer şeritler ise 20 cm uzunluğundadır. Kale, topun geriye dönmesini engelleyecek şekilde bir ağ ile donatılmıştır.
9 metre olan serbest atış çizgisi, çizgilerin arasındaki boşlukları 10 cm olan kale sahası(6 metre) çizgisine 1 metre uzakta ve paralel olan kesik bir çizgidir.
7 metre çizgisi; 1 metre uzunluğunda olup, kenar çizgilerinin arasında, tam orta yerde bulunur ve kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 3 metredir. Bu çizgi, kale çizgisine paraleldir. Kalecinin sınır çizgisi 18 cm uzunluğunda olup, kenar çizgilerinin arasında tam orta yerinde bulunur. Kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 4 metredir ve kale çizgisine paraleldir.
Orta çizgi, iki kenar çizgisinin orta noktasını birleştiren ve sahayı ikiye bölen çizgidir. Orta çizginin her iki yanında 19 cm uzunluğunda, orta çizgiden 5.9 metre uzaklıkta ve her iki takım oyuncularının giriş, çıkışları için düzenlenmiş olan kenar çizgiye paralel çizgilere, değişme çizgileri adı verilir. Hentbol sahasındaki tüm çizgiler sınırladıkları sahayı içine alırlar. Çizgiler çok belirgin biçimde çizilmiş olup 9 cm genişliğindedir. İç kale çizgilerinin kalınlığı, kale direkleri kalınlığında, uygun olarak çizilip 4 cm dir.

OyuncularHentbol oldukça hızlı oynanan bir spor dalıdır. Her takım bir kaleci ve 6 oyuncu olmak üzere yedi oyuncu ile sahaya çıkar. Bir takım en fazla oniki oyuncudan teşekkül etmiştir. Takımlar kurallara uygun olduğu müddetçe sınırsız oyuncu değiştirme hakkına sahiptir. Oyuncular sahanın istedikleri yerinde oynama hakkına sahiptir. Gol sahası içinde oynama hakkı sadece kaleciye verilmiştir. Eğer savunma yapan bir takımda kaleci dışında linde top olan bir oyuncu gol sahası içerisine girerse atak yapan takım 7 metre atış hakkı kazanır. Atak yapan takımda bir oyncu gol sahasının içerisinde veya çizgiye herhangi bir temasta bulunup gol atarsa o gol geçersiz sayılır.
Saha içi dağılım (Pozisyonlar)
PivotSağ oyun kurucuSol oyun kurucuOrta Oyun kurucuSağ kanat oyuncusuSol kanat oyuncusuKaleci
Top 32 parçalı ve oynanan kategoriye göre farklı boyut ve ağırlıktadır. Bir saha oyuncusu elindeki topla dripling yapabilir, ya da aldığı topla 3 adım atabilir ve pas verebilir ya da aldığı topla üç adım atıp topu yere bir kez çarptırdıktan sonra bir kez daha üç adım atabilir ve sonrasında şut ya da pas atabilir. Yere vurdurarak aldığı yada sürdüğü topu tutup bir kez daha yere vuramaz. Topa diz altı hariç vücudunun her yeri ile dokunabilir. Kale sahası yalnızca kaleciye ait bir yerdir. Oyuncular bu alana giremez. Kaleciler bu alan içinde topa her şekilde ve tüm vücudu ile müdahale edebilir.

6 Ocak 2011 Perşembe

Bütün Spor Dalları ve Kısaca Açıklamaları, Hangi Spor Branşı Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır, Nasıl Oynanır?



Spor herkesin yaptığı, yapmaya çalıştığı yada enazından sevdiği bir olgudur. Spor kavramı çok geneldir, spor kavramını birazcık irdelediğimizde yüzlerce alt dalının olduğunu görürsünüz. Bütün insanlar mutlaka bu dallardan birisi ile uğraşıyorlardır. Ruhen ve bedenen sağlıklı olan birisinin bu spor dallarından enazından birisi ile ilgililenmemesi, yapmaması düşünülemez herhalde.  Bizde uzmanportal.com olarak, bu spor dallarından en çok ilgi çekenlerini kısaca sizinle paylaşmak istedik. Aşağıda hangi spor dalı ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkmıtır, nasıl oynanırın kısaca cevaplarını bulacaksınız;
TENİS:
Küçük bir topun raketle vurularak oyun alanının orasına gerilmiş olan file üzerinden karşı sahaya atılmasıyla oynanan spor dalıdır.Tenisin kökeni kimilerine göre antik Roma döneminde, çıplak ya da eldivenli el ile oynanan “tringon” adı verilen oyuna dayanır. Diğer bir görüş ise benzer bir oyunun ilk kez Meksika’da Toltec yerlileri tarafından oynandığı ileri sürülmektedir. Mısır ve İspanya’da bulunan fresklerde ve Rönesans dönemi İtalya’sından kalma resimlerde, “giocco del pallone” ve “juego de pelota” isimleri altında, benzer esaslara dayanan oyunların duvarla çevrili alanlarda oynandığı görülmektedir.
VOLEYBOL:
Altışar kişiden oluşan iki takımın topu üç pasta filenin üzerinden geçirmeye ve rakip takımın sahasına düşürmelerine dayanan spor dalı.
Voleybol 1885 yılında Amerika’da icat edildi. Holyoke YMCA Okulun’da öğretmenli yapan William Morgan basketbol topunun iç lastiğiyle böyle bir oyunun oynanabileceğini düşündü ve ilk uygulamayı öğrencileri arasında yaptı. 1. Dünya savaşı yıllarında voleybol Uzakdoğu’ya ve Avrupa’ya yayıldı.1964 Tokyo Olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programına alınan voleybol’da 80′li yıllara kadar Sovyetler büyük üstünlük kurdu.
KAYAK:
Fiber ya da plastik maddelerden yapılmış olan kayaklarla kar üzerinde çeşitli yönlere kaymaya dayanan spor dalıdır. İnsanlık tarihi kadar eski bir spor dalı olan kayak, insanoğlunun doğa ile yapmış olduğu yaşam savaşı sonucu ortaya çıkmıştır. Tarih öncesi çağlarda insanların kışın karda batmamak amacıyla, ayaklarına bağlamış oldukları çeşitli şekillerdeki ağaç parçaları kayağın en ilkel şeklini temsil etmektedir.
MASA TENİSİ:
Bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasına gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa geçirmeye çalıştıkları spor dalıdır. Masa tenisi, 16. yüzyılda İngiltere’de yemek masalarının üzerinde lastik bir topun, rakete bezeyen kasnaklar aracılığıyla fırlatılarak oynanması sonucu tesadüfen ortaya çıktı. İlk zamanlar “ping pong” adı verilen bu oyun, 19002 yılında kurulan Ping Pong Birliği’nin, 1921-22 yılları arasında tekrar oluşturulması ile birlikte “Masa Tenisi” olarak anılmaya başlandı.
POLO:
İki takım arasında, top ve sopalar yardımıyla at üzerinde oynanan bir açık alan oyunudur. Küçük bir topu uzun soplar yardımıyla rakip kaleye atarak sayı kazanılmaya çalışılan “polo” oyununda oyuncuların hem ata binme hem de topa vurma becerilerinin çok iyi olması gerekir.
SÖRF:
Uzun bir boarddan yararlanarak, dalgaların üstünde ayakta kaymaya dayanan spor dalıdır. Rüzgar ve dalganın etkisiyle yapılan ve rüzgar sörfü olarak da bilinen wındsurf’e, yelken dalı içinde yer verilmiştir.
SU KAYAĞI:
Ayağa takılı kayaklar yardımıyla, hızla giden bir teknenin arkasına bağlı olan halata tutunarak su üstünde kaymaya dayanan açık hava sporudur. Su kayağı sporunun ilham kaynağının, karda atlar tarafından çekilen kayakçılar olduğu sanılmaktadır. İlk kez 1925 yılında ABD’li Fred Walter bu spor dalının patentini aldı. Gerçek anlamda bir spor olarak ilk kez denenmesi ise 1920′li yıllarda ABD’li Ralph Samuelson tarafından yapıldı. 1930′lu yıllarda, başta ABD olmak üzere, Avusturalya, İngiltere ve Fransa’da yaygınlaştı, 1946′da ise, dünya çapındaki en önemli karar ve yönetim organı Dünya Su kayağı Birliği “World Waterski Union” (WWSU) kuruldu. 1949 yılında su kayağın da ilk Dünya Şampiyonası yapıldı; daha sonara bu şampiyona düzenli olarak sürdürüldü.
TEKVANDO:
Rakibe karşı silahsız olarak, çıplak el ve ayaklarla yapılan savunma tekniklerini içeren spor dalıdır. Tekvandonun kelime anlamı: Tae; ayak, Kwon; el, Do;yol-sanat olup, el ve ayakla savunma sanatı anlamına gelir. Fakat tekvando, sadece bir teknik ve yetenek olmayıp, aynı zamanda felsefi ve insancıl değerler toplamıdır.
SU TOPU:
Havuzda 7′şer kişilik iki takım arasında oynanan, batmaz bir topu rakip takımın kalesine sokmayı amaçlayan su sporudur. Sutopu, süratli bir takım oyunudur ve oyuncuların iyi yüzücüler olmalarının yanı sıra, ciğer kapasitelerinin de çok yüksek olması gerekir.Sutopu, 1870′li yıllarda İngiltere’de ortaya çıkmış; kuralları belirlenmiş olarak ise ilk kez 1890 yılında İngiltere ile İskoçya arasında oynanmıştır. 1900 yılında da Olimpiyat Oyunları’nda yer almıştır. Sutopunun uluslararası yönetim organı, Amatör Yüzme Federasyonu’na (FINA) bağlı Uluslararası Sutopu Yönetim Kurulu olup, 1908′de kurulmuştur. 1920′li yıllarda sutopunun güç ve yetenek isteyen spor dalı olmasını sağlayan derin havuzlar kullanılmaya başlanmıştır. 1937 yılında ise FINA, sutopu oyununun tam şişirilmiş, pas yapma becerisi yüksek topla oynanmasını karara bağlamıştır.
HALTER:
Halter sporunun geçmişi ilkel toplumlara kadar uzanmaktadır. Söz konusu dönemlerde, erkek çocukları için yapılan “ergenlik sınavında” özel bir taşı en çok kaldıran sınavı kazanmıştır. Halterin bir spor dalı olarak kabul edilmesi ve ilgi görmesi ise 18.yy. sonlarına kadar dayanmaktadır. Ancak Halterciler(Alman Eugene Sandow, Arthur Saxon ve Fransız Louis Apollon) şovmen, haltercilik de panayır ve tiyatrolarda bir gösteri biçimi olarak kabul edilmiştir.
JUDO:
Rakibe vurmaksızın denge ve güç unsurlarının kullanarak savunma yapmaya dayanan spor dalıdır. Judo, Jujutsu’dan doğan spor dallarından birisidir. Jujutsu ve Judo Çin karakteri ile yazılan kelimeler olup Ju, her ikisinde de “Yumuşaklaşmak” veya “Yol Verme”, Jutsu “Sanat Çalışma”, “Do” ise “Prensip” veya “Yol” anlamına gelmektedir. Jujutsu”Yumuşak Sanat”,Judo zafer kazanmak için önce yol vermeyi ifade eden “Yumuşaklılık Yolu”, Kodokan ise,”Yolu Çalışma Okulu” demektir. Judonun amacı,zihinsel ve ahlâki disiplin yoluyla sağlam karakterli insan yetiştirirken vücudu kuvvetli, faydalı ve sağlıklı yapmaktır. Judoda birinci kural, kuvvete karşı koymadan rakibin kuvvetinden yararlanmak, ikinci kural ise şiddet kullanmamaktır. Judocu rakibine acı vererek değil, onu acı sınırının eşiğine getirerek üstünlüğünü belirtir. Judo bu tür kuralları bedensel ve zihinsel enerjiden en üstün ve en uygun bir şekilde kullanabilme yöntemini öğretirken, bunu yaşamın her döneminde de kullanmasını sağlar.
HENTBOL:
Kapalı salonda 7, açık alanda 11′er kişilik iki takım arasında, topun elle oynanarak kaleye sokulmasına dayanan spor dalıdır. İlk kez 1927′de İstanbul’da bir açık alan sporu olarak oynanan hentbol, daha sonra yavaş yavaş Anadolu’ya da yayılarak oynanmaya başlanmıştır. Ancak Türkiye’de hentbol, voleybol ve basketbol ile birlikte 1942 yılında “Spor Oyunları Federasyonuna” bağlanınca canlanmaya başlamış, ilk hentbol ligi 1942-43 sezonunda İstanbul Hentbol Ligi adıyla kurulmuş ve o yıl Defterdar Takımı şampiyon olmuştur. 1943-44 ve 1944-45 yılları arasında ise Galatasaray şampiyonluğu elinde tutmuştur. 1945′te ilk kez düzenlenen Türkiye Şampiyonası düzenlenmiş, şampiyon da” Kara Harp Okulu”olmuştur.
GOLF:
Üzerinde doğal Ve yapay engellerden oluşan parkurlar bulunan geniş bir çim arazide, özel bir topu sopalar yardımıyla her parkur sonundaki deliğe en az sayıda sıralı vuruşla sokma esnasına dayanan açık alan sporudur. Rakibe ve skora karşı oynanmadığı için golf, her yaş, cinsiyet ve kondisyonda yapılabilen bir spordur. Golf sporunun kökenin 15.yüzyıllara indiği, bu dönemde Hollandalı denizcilerin golfa benzeyen bir oyunu aralarında ilk kez oynadıkları bilinmektedir. Flemenkçe’de “çomak” anlamına golfun daha sonra denizciler tarafından Britanya adalarına taşındığı sanılmaktadır.
ATICILIK:
Barutun bulunup ateşli silahların kullanılması ile spor görünümüne kavuştu. Hayli masraflı olan bu silah kullanma sporu 19.yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere’de başladı. Atıcılıkta ilk dünya şampiyonası 1890′da yapıldı, 1896 Olimpiyatlarının programına alındı. Atıcılık Osmanlı döneminde 1940 yılından itibaren ele alındı. Spor klüplerinin kurulması ve ordunun ilgi göstermesi ile kabul edildi.
ATLETİZM:
İnsanoğlunun yaptığı en eski spor dallarından biri. Fiziksel güç, dayanıklılık, çeviklik, hız gibi nitelikler gerektiren; koşu, yürüyüş, atma ve atlamalardan oluşan çalışmalar, etkinlikler, oyun ve yarışmaları ifade eder. Antropologlar, sosyologlar ve spor araştırmacılarının belirlediklerine göre, insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken atletizme başladı, Vahşi hayvanların saldırısından kaçmak ya da karnını doyurmak üzere avlayacağı hayvanları kovalamak için koşmayı öğrendi. Kendisini korumak için önce taş, daha sonra mızrak atma tekniklerini geliştirdi. Antik çağda düzenlenen olimpiyat oyunlarının ana yarışma dalını da atletizm oluşturdu. Bilinen ilk olimpiyat şampiyonu M.Ö. 776′da yapılan ilk olimpiyatın 200 metre birincisi Elisle Corebus oldu. Buna paralel olarak KIR KOŞULARI, YOL KOŞULARI, PİST KOŞULARI’dır.
BASKETBOL:
Topu yerden 3.05 metre yükseklikteki bir çemberden geçirmeye çalışan beşer kişilik takımların elle oynadıkları oyun.
Basketbol, aslen Kanadalı olan ve 39 yılını Amerika’da spor öğretmenliği yaparak geçiren Dr. James Naismith tarafından bulundu.
İlk basketbol maçı 20 Ocak 1892 günü Springfield YMCA dershanesinde spor salonunda oynandı. Naismith oyunun esaslarını 13 ana maddede topladı. Ülke içindeki işbirliği ile bu oyun iki yıl içinde tüm Amerika’ya yayıldı. Amerikanlı askerler birinci dünya savaşın sırasında basketbol un Avrupa’ya yayılmasında büyük rol oynadılar.
BİNİCİLİK:
At terbiyesi, engel atlama, kros gibi ana bölümlerden oluşan bayan ve erkek sporcuların bir arada yarıştığı olimpik atlı spor dalı.
Binicilik sporunun tarihi, İnsanın atı ehlileştirerek binmeye başladığı ilk çağlara dayanır. 4 bin yıllık geçmişiyle en eski spor dallarından biri olarak kabul edilir. M.Ö. 688′de Yunanlılar Iskitler’den öğrendikleri biniciliği “araba yarışları” biçiminde olimpiyat yarışma programına aldılar. 16.yy’da ilk binicilik okulu İtalya’nın Napili kentinde açıldı. At ve binicilik, İslam dünyasında özellikler Türkler arasında önemli bir yer tuttu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde köyden büyük şehirlere kadar hemen her kesimde binicilik yarışmaları düzenlendi. Sultan Abdülaziz düzenlediği yarışlar sayesinde bu spor dalına verilen önemi arttırdı. 1913′te Mahmut Şevket Paşa, Sipahiocağı’nı kurdular. Bu ocak sayesinde özellikle ordu, biniciliğimizin en önemli kaynağı haline geldi.
BİSİKLET:
İnsan gücünü ise çeviren, pedal veya benzeri bir mekanizma ile çalışan iki tekerlekli motorsuz taşıt aracıyla, özel pistte, yolda veya açık arazide ferdi ve takım halinde yapılan spor dalı. 19.yüzyılda ortaya çıkan ilk bisiklet örnekleriyle başladı. 1690′da Fransız asilzadelerden Sivrac’ın yaptığı ve “Celerifere” adını verdiği iki tahta tekerlekli pedalsız bisiklettir. 1834′te İskoç Kirkpatrick McMillan pedalı icat etti. 1866′da bisiklet yaygınlaşmaya başladı. Bisiklet 1896 da ilk olimpiyatlarda yer aldı. Saate karşı yarış ise 1900′de yapıldı ve halen yarışma olarak kabul edilir.
BOKS:
Özel eldiven takılmış, kilolarına göre sınıflandırılmış, iki kişinin, ring adı verilen kare biçimindeki bir alanda yumruklarıyla vuruşarak birbirlerine üstünlük sağladıkları, amatör veya profesyonel olarak oynanan oyun. En eski spor dallarından biri olan boksun 5 bin yıllık geçmişi vardır. Önceleri askeri amaçlarla, yakın yakın dövüş tekniklerinden biri olarak boks özellikle jimnazyumlarda gençlere öğretiliyordu. Daha sonra güreşin bir parçası olarak spordaki yerini almaya başladı. M.Ö. 2500 yıllarında boks’un bir spor mücadelesi biçiminde uyguladığı, Mezopotamya’da Bağdat yakınlarında bulunan tabletlerdeki kabartmalardan da anlaşıldı. Boks’un temelleri İngiltere’de atıldı. 17.yy’da İngiliz’ler vuruş biçimlerini belirlediler. Şiddet unsurlarını azaltarak olayın sportif yanını geliştirdiler.
CİMNASTİK(JİMNASTİK):
Atletizm ve gösteri niteliklerini taşıyan, vücudun esnekliğine, çevikliğine dayalı çeşitli ritmik-artistik hareketlerden oluşan, bayanlar ve erkeklerin yaptığı aletli-aletsiz spor dalı. Cimnastik sporunun kökleri tarih öncesi eski çağlara kadar uzanır.
Sosyologlar, insanoğlunun maymunlardaki çevikliğe özenerek ilk cimnastik hareketlerini taklit yoluyla gerçekleştirdiğini belirtirler. Cimnastik, Cin, Pers, Hindistan, Yunan ve Roma uygarlıklarında da önemli yer tutar. Bugünkü modern cimnastiğin temelleri 18.yy’da Almanya’da atıldı. Modern cimnastik, Atina’da düzenlenen 1896 olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programlarına alındı.
ÇİM HOKEYİ:
Futbol alanı büyüklüğünde bir alanda, on birer kişilik takımların sopalar yardımı ile topu kaleye sokmak için mücadele ettikleri spor dalı.
Çim hokeyi, futbolla, buz hokeyinin bir karışımıdır. Bu iki spor dalı kadar popüler olmasa da Batı Avrupa’da da bayanlar arasında, Asya ülkesinde de erkekler arasında hayli yaygındır. Bu oyunun ilk olarak eski Yunan’da oynandığı, bugünkülere benzer kurallarının da Persler tarafından konduğu sanılmaktadır. Hokeyi İngilizlerden öğrenen Hintli ve Pakistanlılar, günümüzde bu spor dalında üst sıralarda yer almaktadır. 1908′den bu yana olimpiyatlarda yer alır. (1924 hariç).
ESKRİM:
Kılıçla dövüşme sanatının çeşitli kategorilere ayrılarak ve teknolojik gelişmelerden yararlanarak uygulanmasına dayalı bayan ve erkek sporu. 1896′dan bu yana olimpiyat programlarında yer alan eskrimde İtalyan, Fransız ve Macar sporcular önemli başarılar elde ettiler.
1928′den 1960′a kadar olimpiyat şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan tek ülke Macar’lardır.
FUTBOL:
On birer kişilik iki takım arasında oynanan, küre biçiminde özel bir topun eller kullanılmadan ayak, kafa ve vücudun öteki kısımlarıyla vurularak rakip kaleye sokulmasına dayalı bir spor dalı.
Futbol çağımızın en çok sevilen sporu olarak kabul edilir. Futbolun geçmişi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanır. Çin’de imparator Huang Ti döneminde (M.Ö. 2697), askerlerin savaşa hazırlık amacıyla Tsu-Cuhu adıyla bir tur futbol oynadıkları, yazılı belgelerden anlaşılır. Bu topun deriden yapılmış, yuvarlak topun, iki kazık arasından geçirilmesine dayanıyordu. Bugünkü modern futbolun kaynağı İngiltere oldu. İngilizler 12.yy’dan itibaren futbol oynamaya başladılar. II Edward tarafından 1314 yılında yasaklandı. 17.yy’a kadar futbol hep gizli oynandı. Futbolculara da halk tarafından hep kötü gözle bakıldı. Kral II.Charles döneminde serbestçe oynanmaya başlamış. 1863 yılında futbol kuralları üzerinde kesin anlaşmaya varıp İngiltere Futbol Federasyonunu kurdular. Bu tarihten sonra da Avrupa ülkelerine ve bütün dünyaya yayıldı. Modern futbol 19.yüzyılın sonlarında Türk toplumunda oynanmaya başladı. Şu an oldukça ilgi duyulan futbol, hemen hemen tüm spor dallarından önce gelir. Türkiye milli maçlarında vermiş olduğu karşılaşmalarda, bir çok başarıya imza atmış bulunmaktadır.
KANO:
Akarsularda zamanla olduğu gibi, güç doğa koşularıyla da mücadele etmeye dayanan ve küçük bir tekneyi tek kürek yardımıyla hedefe ulaştırma prensibi üzerine kurulu spor dalı. Kano, bir olimpiyat sporu olarak çok çeşitli teknelerle yapılır. Bu sınıflar kano ve kayak olmak üzere iki kategoriye ayrılmış olup, kanolara “Canadians” da denir. Kanolar Kızılderililerin teknelerinden doğmuştur.
KÜREK:
İnsanoğlunun denizler ve akarsularla basit araçlar kullanarak mücadelesini temel alan bir spor dalıdır. Küreğin ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı tam olarak bilinmiyor. Ancak tarihsel kaynakların çoğu, küreğe benzer gereçlerin ilk olarak Akdeniz’de görüldüğünü, ilk kürek yarışmasının da Mısır’da Nil Nehri üzerinde yapıldığını öne sürerler. İlk kürek yarışı 1715 yılında İngiltere’de Thames Nehri’nde yapıldı. 1900 Paris Olimpiyatlarından beri olimpiyat programında yer alır.
KIŞ SPORLARI:
Zorlu doğa koşullarına karşı, insanoğlunun çeşitli araçlar yardımıyla kar ve buz üzerinde hareket etmesine dayalı spor dalı.
Kayak, kış sporlarının temelini oluşturur. Isvec’li arkeologların yaptığı kazılar, kayak sporunun en azından dört bin yıllık bir geçmişi olduğunu kanıtladı. 205 cm boyunca, orta yerindeki genişliği 15 cm olan kayakların cam ağacından yapıldığı anlaşıldı, M.S. 526-559
yıllarında Procopios’un yazılarında kayak müsabakalarına yer verildiği görüldü. 1891′de Avusturyalı Zdarsky (1874-1946) ilk spor kayağını yaptı. 1892′de Almanya, 1894′te Avusturya ve 1901 yılında Fransa’da başlayan kayak müsabakaları giderek kış sporları içine girdi.
OKÇULUK:
Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 yılında olimpiyat programına alındı. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve İngiltere başarılı sonuçlar almış, daha sonraki dönemlerde Amerika, Sovyetler Birliği, Iskandinav ülkeleri ve İtalya bu ülkeleri izlemiştir.
YELKEN:
İnsanoğlunun suyun kaldırma kuvvetinden istifade ederek kullandığı teknelere rüzgarın enerjisini de eklemesiyle oluşan ve önceleri bir ulaşım biçimiyken sonra doğayla mücadelenin ağır bastığı bir faaliyet halene gelen spor dalı. Özellikle açık denizlere kıyısı olan ülkelerin benimsediği yelkenli tekneler, ulaşım ve savaş amaçlarıyla da kullanıldı. Yelkenli bir spor dalı olarak benimseyen ilk ülke İngiltere’dir. 1693 yılında Seamark Cub adında bir kulübün kurulmasından sonra yelken sporu dünyanın diğer ülkelerine de yayıldı.
YÜZME:
İnsanoğlunun ilk çağlardan bu yana doğaya uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duyduğu aktivitelere dayalı spor dalı. Önce hayvanların hareketlerini izleyen, sonra da suyun içinde kol ve bacaklarını içgüdüsel bir biçimde kımıldatan insan, kısa sürede yüzmeyi öğrendi.
Ancak bu aktivitenin organize bir yarış biçimi haline gelmesi 19. yy’a rastlar Bununla birlikte bazı tarih kitaplarının Japonya’da yüzme yarışlarının çok daha eskilere dayandığını, 1603′te Japonların ilk ulusal yarışmayı düzenlediklerinden söz eder.
Yüzme sporuna Avrupa kıtasında öncülük eden İngiliz’lerdir.